Metal Gear Solid – The Phantom Pain

Geçte olsa Metal Gear’ın bu son halkasının incelemesine başlıyorum. Özellikle geciktim zira (kişisel yoğunluğumun yanı sıra), bu son hikaye ile ilgili yeni bir gelişme olur mu diye bekliyordum. Öyle böyle sonunda başlayalım artık (yeterince bekledik zaten). Spoiler var olabilir dememe gerek yoktur sanırım ! (Eğer hala izlemediyseniz, okumadan evvel yukardaki videoyu izlemeye çalışın.). Ayrıca Tüm Metal Gear destanını genel hatları ile tekrar hatırlamak için tıklayın lütfen -> ; Metal Gear Destanı !

Son oyunun (MG Gound Zero) bitiminde, Patriots ‘un taşeronu olduğunu sandığımız XOF (evet FOX‘un tersi) timinin lideri olan Kafatası yüzlü bir adam, Big Boss’un karargahına süpriz bir saldırı düzenliyip yok ediyordu. Big Boss ve silah Arkadaşı Miller ise, Paz’ın içine yerleştirilen bombanın patlaması ile ağır yaralanıyor ve kötürüm kalıyorlardı. En sonunda, tüm bu gelişmeler neticesinde Big Boss 9 senelik bir komaya girer ve Kıbrısta bir hastanede uyanı verir. Uyanır uyanmaz, Kıbrıslı doktorumuz ona 9 senedir komada olduğunu, ve hayatının tehlikede olduğunu anlatır ve “güvenliği” için “jet” hızıyla bir estetik operasyon yapılır. Tam bu noktada ne olduğu muğallakta kalır, zira estetik operasyon sonucu güya Big Boss’un tipinin değişmesi gerekeceğini düşünürken, Big Boss hiç değişmemiş şekilde derhal maceraya akı verecektir (Bu noktada aslında ne olduğu en sonunda açıklanacaktır elbette). Hikayenin bu en başlarında kafamızda binbir soru işaretleri beliri verir; Big Boss 9 senedir komadaysa Miller ve diğerleri ne yapıyordur ? kafatası yüzlü adam ne iştir ? Tanıdık biri mi çıkacaktır ? falan fistan ??? … Çok uzatmayalım, ve direk hikayeyi anlatalım… yorumu en son yaparız …

“Big Boss” 9 senelik komasından uyandığında, sol elinin koptuğunu, ve o son patlamadan kalan şarapnel ve kemik parçalarının hala bedeninde kalıcı bir faça olarak kaldığını görür. Bu duruma adapte olmaya çalışırken, Uyandığı sırada ona yardımcı olan Doktor ve Hemşire, esrarengiz bir kadın asker tarafından ansızın öldürülür ve kendisi de öldürülmek üzere iken, yüzü tamamen sargılar içinde adının “İsmail” olduğunu söyleyen esrarengiz bir hasta tarafından kurtarılır. Big Boss’un yattığı hastane acımasız bir saldırıya uğramıştır, ve (Geçen maceralarda temeli atılan Cipher, yani namı diğer Patriots tarafından yollanan) bir takım askeri birlikler, sivil ve savunmasız demeden gördükleri herkesi (hasta, hemşire ve doktor) ama herkesi kafadan öldürmeye başlar. “Big Boss”, esrarengiz koruyucu meleği İsmail’in yardımı ile hastaneden kaçmaya çalışacaktır. Bu ikisi Kaçmaya çalışırlarken, sadece acımasız askerlerden değil, alevli bir adam (ki kendisi Snake Eater‘ın kötü adamı Volgin olur) ve yüzü gaz maskeli uçuşan bir çocuktan da (ki kendisi Psycho Mantis‘in çocukluğu olur) kaçınmaya çalışacaklardır.

Sonunda İsmail’in becerisi sayesinde, Big Boss hastaneden canlı çıkmayı başarır ve ambulansla kaçarlar. Fakat gene saldırı esnasında ambulans şiddetli bir kaza yapar. Kazadan sonra Big Boss uyandığında, koruyucu meleği İsmail’in ortadan kaybolduğunu görür; ama bu sefer karşısına başka bir koruyucu melek belirir; Ocelot. Geçen maceralarda hep rakip olarak karşımıza çıkan Ocelot, artık bir şekilde Big Boss‘un tarafındadır ve Big Boss’u kaptığı gibi alemlere akarlar. Son 9 senedir elbette çok şey olmuştur, ve Rusların Afganistanı işgali sırasında Big Boss’un dostu Miller esir düşmüştür. Big Boss kendisini 9 sene komaya sokan o son darbenin öcünü almadan evvel, önce Miller’ı kutarıp, sonrasında Ocelot ve Miller’la birlikte yöneteceği ve karargahı okyanusun açıklarında bir tür petrol platformu olan Elmas Köpekler (Diamond Dogs) adlı özel paralı asker harekat birliğini kalkındırmaya başlar. Uzun lafın kısası bu oyunda, bir yandan Kafataslı adamdan öcümüzü almaya çalışırken, diğer taraftan “paralı askerlik” yaparak ekmeğimizi namusumuzla kazanmaya çalışacağız. Bu noktadan sonra karakterlerimizi daha yakından tanımaya başlayalım.

Venom Snake TTPBig Boss; Bu hikayede kod adı “Punished “Venom” Snake” olur. Yani cezalandırıcı Zehirli Yılan. Kafasındaki şarapnel parçası ile tam bir demon (iblise) dönüşen Big Boss, Oyun boyunca Afganistandan tut Afrikaya kadar değişik mekanlarda gövde gösterisi yaparak ününe ün katacak ve şanını parlatacaktır. Sonunda intikamını alacak mıdır ? ne demek, bu da soru mu ? intikam alınır alınmasına ama intikamın kimin aldığı meseledir bu sefer ! Zira bu son hikayede beklenmedik bir “twist” yapmak isteyen senaristlerimiz, (bence gereğinden fazla zorlama bir) atraksyona imza atıp oyun boyunca Big Boss bellediğimiz kişinin aslında BigBoss olmadığını ortaya çıkarır. Güya taaa en başta bize yardım eden esrarengiz hasta İsmail’dir aslında gerçek BigBoss. O başta ki estetik operasyon geyiği ise, BigBoss’un tipinin değişmesi için değil, BigBoss’un yerine geçecek kişinin BigBoss’a benzemesi içindir. Peki neden oyun boyunca, sıradan bir sıhhıye askerinin BigBoss gibi davranması icap etmiştir ? ve hatta başka türlü soralım, sıradan herhangi biri için, hiç şüphe uyandırmadan, bu kadar kolay bir şekilde efsanevi asker BigBoss’un yerine geçmesi ne kadar inandırıcıdır ? Bunu aşağıda “İsmail” başlığında irdeleriz, :P.

TPP Miller infoboxBenedict “Kazuhira” Miller; BigBoss’un Peace Walker macerasından beri sadık silah arkadaşı ve danışmanı olan Miller’ın hayatı o son patlamadan sonra köklü bir şekilde değişir. Hem topal hem çolak kalan Miller bir şekilde Afganistan’da esir düşmüş vaziyette BigBoss’un kendisini kurtarmasını bekliyordur. 9 sene sonra komasından uyanan BigBoss sonunda gelip onu kurtarınca, doğal olarak sorar “what keeps you so long ?” , BigBoss’da “keep you waiting huh !” der. yav he he he… Neyse, Miller kurtarıldıktan sonra, derhal Elmas Köpekler birliğinin karargahına getirilip, Ocelot’la birlikte BigBoss’un (en azından BigBoss sanılan kişinin) kurmaylarından biri olur, ve Kafatası yüzlü adamdan intikam almak için BigBoss’a elinden gelen yardımı gösterir. Yöntemler konusunda sık sık Ocelotla zıtlaşsa bile şimdilik bu macerada bir birlik havası yakalanır. Ama sonuna doğru imalardan anladığımız kadarıyla, Twin Snake macerasında faili meçhul öldürülüşünün arkasında Ocelot olabilir gibidir. (* Not; Miller’ın bu maceradaki kodadı “Kazuhira” , Gerçi Kazahira’nın anlamını bilen,  Peace Walker macerasından bilir; anlamı Japonca “Barış” demekti.)


Ocelot MGSVRevolver “Shalashaska” Ocelot
; BigBoss’un akıl hocası efsanevi asker civa kadın Boss‘un (bkz. Snake Eater) oğlu olan Ocelot, şimdiye kadar Cipher (yani Patriots) ajanı olarak Big Boss’un rakibi gibi görünüyordu. Ama bu macera ile birlikte Ocelot, Patriots‘lara karşı net tavrını ortaya koyarak, BigBoss’un tarafına geçiverir. BigBoss’un 9 yıllık komasından uyanışı ve “dublör” BigBoss tezgahının arkasındaki kişi de olan Ocelot, bir yandan “BigBoss” un en sivri kurmaylarından biri olarak arz-ı endam ederken diğer taraftan oyun içinde oyun tezgahlarına devam etmektedir… Oyunun başında gerçek BigBoss’u temizce uğurlayan Ocelot, kendisini BigBoss sanan Dublör BigBoss’u alarak denizin açıklarında konuşlanan Elmas Köpekler birliğinin başına kondurur. Amacı ise BigBoss efsanesinin eskisi gibi devam etmesini sağlayarak, Patriots ‘ların (başka değişle Cipher) dikkatini başka yöne çekmek, ve bu vesileyle gerçek BigBoss’un kendi işini rahatça görmesini sağlamaktır. … Zaten annesini ve babasını derin devlet vari Cipher benzeri bir oluşumun ikiyüzlü faliyetleri yüzünden kaybetmiş ve yetim büyümüş Ocelot’un, Cipher’a kesinlikle karşı olan BigBoss’un tarafına geçmesi ve sonunda Cipher’a karşı savaşması hiç şaşırtıcı olmasa gerek. gerçi Sonrasında neler olduğunu biliyoruz… İlerleyen maceralarda işler iyice dallanıp budaklanarak, Ocelot+Liquid füzyonu doğuyor ve Hem Cipher’ı hemde BigBoss’u ettir edip dünyayı ele geçirmeye çalışıyordu. … * Not; Ocelot’un bu maceradaki kod adı “Shalashaska”. Shalashaska Rusça {Шалашаска} bir kelime, ve argoda suçlu yada mahkum anlamına geldiği söyleniyormuş, ne kadar doğru bilemedim. Yalnız wiki-metal gear resmi sitesinde yazdığına göre; Ocelot, Shalashaska lakabını, Afganistanda olduğu sırada uyguladığı sadistçe eylemler ve işkenceler sonucu almışmış. ve kelimenin esas türetimi ise argo Rusça’da bir tür resmi olmayan toplama kampının ismi olan (ve Ocelot’un Rus kökenine hitaben) “Sharaska“‘nın bozuk telafuzu ile bir tür Kafkasya kılıcı olan (ve Ocelot’un dövüş-işkence yeteneklerine ve acımasızlığına hitaben) “Shaska“‘ın bileşiminden oluşmaktaymış. Ocelot, özellikle işkence konusunda yeteneği ve acımasızlığı sonucu kazandığı bu Shalashaska lakabını hiç boşa çıkarmıyor ve macera boyunca onu, Miller ile birlikte bol bol fetişiğimsi işkence sahnelerinde görüyoruz. Zaten hatırlayan bilir, ilerki Twin Snake macerasında da Solid Snake‘e az muamele çekmemiştir.

EliEli the “White Mamba”; İlk Twin Snake macerasında görmüş olduğumuz Liquid Snake’in çocukluğunu bu macerada görmüş oluk (Gerçi ben Solid’in de çocukluğunu görmeyi umuyordum ama nedense göstermediler işte). BigBoss, rutin görevi sırasında bizim deli oğlan Beyaz Mamba Eli ile tanışır. Eli, büyüyüp adam olunca, liquid snake olacak ve daha sonra ocelot ile füzyona girip dünyayı ele geçirmeye çalışacaktır. Ama şimdilik çocuk olduğu için, çocuklardan oluşan çocuk asker birliğiyle ortalığı haraca keser. Elbette bizim “BigBoss” bunu hemen güzelce paketleyip ana üsse götürerek adam etmeye çalışır. Ama bizimki adam olacak gibi değildir, elbette. Çocuk Sayko Mantis’in yardımıyla koca robot Metal Gear Sahelanthropus‘u kaptığı gibi kaçar ve ayrı eve, pardon üsse çıkar. :P

Huey Emmerich MGSVTPPDr. “Huey” EmmerichPeace Walker dan tanıdığımız, ifla olmaz romantik bilim adamı Huey bu macerada da ifla olmaz bir şekilde karşımızda. Elbette her zaman ki gibi etrafta gördüğümüz komplike robotik cihazları ve metal gearları yapacak bir bilim adamı yada mühendise gerek vardı. Huey, önce kafatası yüzlü adama yeni metal gear’lar yaparak yardım ederken, işler sarpa sarar ve işe yaramaz olduğu anlaşılınca pabucu dama atılır. Ama BigBoss onu hemen paketleyip ana üsse götürdüğünde, bir yandan Ocelot ve Miller’ın fetişik işkencelerinden geçerken, diğer yandan BigBoss’ın görevlerinde kullanacağı mini-metal gearların ve nicelerinin yapımında görev alır. Ama sonunda bizim elmas köpekler de onun pabucunu dama atacaktır, ve ayak üstü hemencecik yapılan bir mahkeme ile suçlu bulunup, bunu üstten şutlarlar, falan.

Sniper “Quiet”; Yeni maceraya yeni kahraman eklemeden olmazdı. İşte en yepis yeni kahramanımız “Quiet”, yani “sessiz”. Quiet, aslında maceranın ilk başında, BigBoss komasından uyandıktan sonra, Doktorlara saldırırken görüyorduk. En başta Doktor ve hemşireyi öldürdükten sonra BigBoss’u da öldürecekken “İsmail” yetişir ve kızımızın üzerine yanıcı bir madde atarak etkisiz hale getirirler. Sonra Quiet yanarak pencereden aşağı düşer… Ama sonuçta  fantastiklik dozu yüksek bir macerada olduğumuz için, Kafatası yüzlü adamın özel dopingi , yani bir tür parazit terapisi, sayesinde hayata geri döner, üstelik egzantrik süper güçlerle birlikte. Yalnız Quiet “kötü” tarafta kalmaz, olaylar hemencecik gelişerek iyi tarafta , yani BigBoss’un yanında kendine yer edinir; BigBoss’un keskin nişancı destekçisi olu verir. Macera boyunca onu cıbıl cıbıl (ve bol firikikli) görmemizin nedeni ise, ciğerleri yandığından dolayı sadece derisi ile nefes alabilmesi ve hatta derisiyle su içebilmesiymişmiş. Quiet da, Miller ve Ocelot’un fetişik işkencelerinden mahrum kalmaz; lakin adına yakışır bir şekilde hiç konuşmaz, ama sonları doğru anlaşılır ki aslında konuşabilirmişmiş. En sonunda anlaşılır ki, aslında Kafataslı adam Quiet ‘a bir virüs bulaştırarak, kasıtlı olarak BigBoss’a ve adamlarına virüs bulaştırması için yollamıştır. Ama sonunda Quiet tamamen taraf değiştirir ve BigBoss’un hayatını kurtardıktan sonra, başka bir salgına sebep olmamak için, ortadan kaybolur.

Code TalkerOld Diné “Code Talker”; Diğer bir yeni kahramanımız bu amerikan yerlisi kızılderili tadında takılan ihtiyar olur. Kendisi parazitler konusunda uzman bir tür biyolojisttir, ve Eskiden Kafataslı adama çalıştığı için, BigBoss’a kafatası yüzlü adamın asıl amacı konusunda aydınlatıcı bilgiler sunar. Anlattığına göre, Kafatası yüzlü adam  Patriots ‘lardan (başka değişle Cipher) bağımsız kendi başına hareket etmeye başlamıştır, ve bir tür özel parazit kullanarak zombi vari süper güçleri olan Parasite Unit dediği askeri birliği yaratır. Nihai amacı ise, özel bir parazit ile hem Cipher’ı tamamen yok etmek hemde dünya üzerinde ingilizce konuşan herkesi öldürmektir.

Skull-face-profileSkull Face; Yani kafatası yüzlü adam, bu maceranın baş kötüsü. Açıkçası kendisi hakkında daha büyük beklentilerim vardı. Keza eski bir tanıdık falan çıkacak sanıyorum (mesela Portable Ops daki Gene olabilirdi. Neden olmasın. Zira Snake Eater ‘dan Volgin’i bile döndürdülerdi), ama öyle olmadı. Kısacası, bu kafatası yüzlü adamın olayı şöyleymiş; 2. dünya savaşının bitiminde ve soğuk savaşın başlarında balkanlarda çok zorlu bir çocukluk geçiren adamımıza, kendi ana dilini yasaklayıp ingilizce konuşmaya zorlamışlar. Sonrasında yaşadığı kasaba, silah üretim fabrikası şüphesi nedeniyle, bombalanır ve bu vesile ile anti-kahramanımızın tüm derisi yanar ve kafatası yüzlü olur. Bu travmadan sonra allem eder kallem eder, kendisini bu hale getirenlerden ve ona zorla ingilizce konuşturanlardan intikam almaya yemin eder. Başta, Bir şekilde Patriots ‘lara (başka değişle Cipher) katılır. Yalnız Cipher adına çalışırken, sürekli BigBoss’un gölgesinde kalmak ve düşük rütbeli bir Cipher ajanı olmak onun gururunu zedeler. Böylelikle zamanla Cipher’dan koparak kendi başına bağımsız hareket etmeye başlar. Sonunda  XOF timini kontrol ederek, BigBoss’un karargahına süpriz bir saldırıda bulunur (bkz. Ground Zeroes) ve BigBoss’un 9 sene komada kalmasına neden olur. En sonunda, parazit terapisi denilen yöntemi geliştirerek, eski yada ölü askerlere süper güçlerle donatan ucube askeri birlik Parasite Unit‘i yaratır; dolaylı ve dolaysız bir şekilde kendisini “kafataslı” hale getirenlerden ve ingilizce konuşan herkesten intikam almayı kafasına koyar; İngilizce konuşan herkesi öldüren bir tür virüs geliştirerek bunu tüm dünyaya bulaştırmayı planlar. Amma eninde sonunda BigBoss’a (yani aslında dublörüne) toslar, ve sonu pek iyi olmaz. BigBoss, son karşılaşmalarında onu yenip etkisiz hale getirince, kafatası yüzlü adam ondan kendisini öldürmesi için yalvaracaktır. Ama BigBoss onu kolayca öldürmek yerine, ellerine ve ayaklarına ateş ederek, Miller ve Kendisi gibi kötürüm olarak hayatta bırakır. Amma ve lakin, beklenmedik bir şekilde Huey belirir, ve Kafataslıyı öldüren o olur. Zaten o noktada, Bizimkilerin (yani BigBoss ve Miller’ın) Huey gıcıklığı daha da artar.

Volginmanonfire3The Man on Fire (Ateşli Adam); Yani Snake Eater ‘dan Volgin’i görüyoruz hep alevler içinde. Açıkçası bir olayı var sanıyoruz, ama pek bir olayının da olmadığını görüyoruz. Alevler içinde etrafta dolaşıp, BigBoss’a saldırıyormuş gibi yapıp durmasından başka bir olayı pek yok. Zaten bilicide yok gibi, zira çocuk sayko mantis tarafından kontrol edildiğini görüyoruz hep.

Mantis-imageTretij Rebenok (Sayko Mantis); İlk The Twin Snakes‘de arzı endam eden Sayko Mantis’in çocukluğunu bu macerada görüyoruz. Sürekli etrafta uçuşup alevli Volgin’i kontrol edip duruyor. Açıkçası aslında hangi tarafta olduğuna pek emin olamıyoruz. Patriots ‘lar (başka değişle Cipher) adına BigBoss’un peşindeymiş gibi görünüyor ama defalarca fırsatı varken BigBoss’u öldürmüyor hatta bir anlamda sürekli hayatını kurtarıyor gibi. Sonlara doğru, Eli (yani çocuk Liquid) ile telepatik ilişkiye girip, onun tarafına geçiyor, ve sonrasında koca Metal Gear Sahelanthropus‘u alıp gidiyorlar.

File:Vga 01.jpgIshmael; Yani aslında asıl BigBoss. Biz ne düşündük ne oldu. Biz sanıyorduk ki, BigBoss Ground Zeroes olayından sonra, komadan zehir gibi kalkacak intikamını alacak, ve Kötü adama (Fallen Legend) dönüşecek falan beklerken… illa bir “twist” olacak tabii… Neyse, uzatacak bir şey yok aslında, kısaca olay şu; 9 sene ardından BigBoss uyandığında aslında öyle kolu kopmuş ve çok ağır yaralanmış (her tarafına şarapnel saplanmış) şekilde uyanmıyor. Normal hatta oldukça sağlıklı bir şekilde uyanıyor, ama o MG-Gound Zero macerasında tesadüfen BigBoss’la aynı Helikopterde olan fakat patlama sırasında ağır yaralanan (kafasına şarapnel saplanmış ve kolu kopmuş) bir sıhhiye askerini BigBoss’un yerine geçiriyorlar (Gerçek BigBoss’da yüzü sargılı İsmail kılığında başta ona yardım ediyor). Üstelik BigBoss’un yerine geçen asker, tüm macera boyunca tam anlamıyla kendisini gerçek BigBoss zannederek (artık nasıl koşullandırıldıysa :P); taa ki en sonunda Gerçek BigBoss’tan olayı anlatan bir tape alana kadar @_@. Peki neden böyle bir atraksyon oluyor ?. Zira amaç, Dublör (Onların değişiyle Phantom) BigBoss sözüm ona ön planda Elmas Köpekler birliğini komuta edip intikam alıyormuş gibi yaparken Patriots ‘ların (başka değişle Cipher) dikkatini gerçek BigBoss’un üzerinden çekebilmek, yani bir anlamda hedef şaşırtmak; ve böylece tüm bu olaylar olup biterken Gerçek BigBoss’un arka planda “Outer Heaven“ı kurmasına vesile olup, orjinal MG kronolojisine bağlanmaktır…. Maceranın sonunda yazılar falan akarken anlaşılıyor ki, ilk orjinal Metal Gear de Solid Snake’in elinde ölen BigBoss aslında Dublör (yani Phantom) BigBoss ‘muş.  Daha sonra Solid Snake’in Zanzibar macerasında (Metal Gear 2: Solid Snake) ortaya çıkan BigBoss ise gerçek BigBoss’muşmuş.

Peki gerçekten tüm bunlar orjinal MG Kronolojisine bağlanmaya yetiyor mu ? Yani The Phantom Pain gerçekten efsane asker Big Boss’un nasıl olupta düşmüş bir efsaneye (Fallen Legend), yani kötü adama dönüştüğünü gerçekten anlatıyor mu ? Zira ilk orjinal oyunda (Metal Gear ve sonrasında Metal Gear 2: Solid Snake) BigBoss gerçekten kötü adamdı. Mesela orijinal bir iki repliğini ele alalım;

“Start a war, fan its flames, and create victims… then save them, train them… and feed them back onto the battlefield.”  (Bir savaş başlat, ateşi harla, ve kurbanlar yarat… sonra onları kurtar, ve (savaş için) eğit… ve yeni savaşlara geri besle !!!)

It doesn’t matter who wins here. Our fight will continue. The loser will be liberated from the battlefield, and the survivor will live out the rest of his days as a soldier.”  (Kimin kazandığının  bir önemi yok burada… Savaşımız devam edecek … Sadece kaybeden bu savaştan kurtulabilir, hayatta kalabilense hayatta olduğu sürece hep asker olarak yaşayacaktır.)

―Big Boss to Solid Snake

Şimdi baştan sona The Phantom Pain mecarasını izledim, “twistli” sonu da dahil. Ama ne Dublör BigBoss, nede Gerçek BigBoss’un yukarıdaki düşünceleri sarf edebilecek kafa yapısına evrildiğini gözlemlemedim. Bence BigBoss, (Dublör ve Gerçeği dahil), “Fallen Legend”, yani tam anlamıyla kötü adama evrilme durumuna geçmiyor bu macerada. Hatta oldukça “iyi munis kahraman” rolünü pekiştiriyor bile. Hatta hatta, kurmayları olarak gözüken Miller ve Ocelot (hatta onları geçtim, çocuk Liquid Snake) bile BigBoss’dan daha “Hardcore” takılıyorlar. Kısacası tek başına (stand alone) ele alındığın The Phantom Pain macerası iyi güzel, yanar döner… amma ve lakin … Kişisel olarak, MG kronolojisinin bağlantılandırılması bakımından oldukça yüzeysel kaldığını ve bazı ayrıntıların (hatta bir çok şeyin) hızlıca geçiştirildiğini söylemek zorundayım. … Neyse… Hiç yoktan iyidir gene :P… Kojima‘da ayrılmış Kanomiden. Başka MG’ler yada temel MG kronolojisinde ki boşlukların doldurulması olur mu olmaz mı, bilinmez ! sonuçta herşey olabilir yani !

Temel Kaynaklar ve daha fazla ayrıntı için;

BigBoss PP

3 thoughts on “Metal Gear Solid – The Phantom Pain

  1. Pingback: Metal Gear Efsanesi | Renkli Şeyler

  2. Pingback: Metal Gear Solid: Philanthropy | Renkli Şeyler

  3. Pingback: Metal Gear – Son Halka | Renkli Şeyler

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s