Robot – İmparatorluk – Vakıf

GEV

Asimov’un tüm Robot, İmparatorluk ve Vakıf serisinin bağlatılı kitaplarını kronolojik bir sıraya sokarsak (Kitapların Türkçe isimlerinden emin olamadığım için İngilizcelerini verdim, ama bazı kaynaklara göre Türkçeleri şöyle; isaac-asimovun-turkce-kulliyati), aşağıdaki şekilde sıralanabilir. Tarihler, daha rahat kıyaslama yapmak için, günümüze zamanına göre referans alınmış ve kırmızı ile gösterilmiştir (NOT; tarihler belki tam doğru olmayabilir, zira çeşitli kaynaklarda farklı farklı şeyler yazmakta. Ama aşağı yukarı oransal olarak bakılabilir. Zaman ilerledikçe güncelleme yapabilirim), ayrıca siyahla gösterilen tarihler kitabın yayınlandığı tarihtir. Ayrıca başlamadan önce son bir not daha; olabildiğince az spoiler’lı özet/inceleme yazmaya çalıştım, fakat tüm robot-imparatorluk-vakıf serisinin bağlantı bütünlüğünü verebilmek için çok azcık uzcuk spoiler olmuş olabilir, uyarayım !

ROBOT SERİSİ

I, Robot (1950) ve The Complete Robot (1982) ; ~1990~2100 yılları arası vuku bulan kısa robot hikayelerini kapsarlar. Daha çok robotik teknolojisinin gittikçe gelişip yaygınlaşması ekseninde gelişen hikayelerdir. Robotiğin ünlü 3 yasası bu dönemde belirir ve 21.yy başında insanlık hiperuzay seyahatleri ile Samanyolu galaksisine yayılmaya başlar.

Bu dönemden “Cave of Stell” deki maceraya kadar, SamanYolu galaksisine açılan ilk yerleşimcilere Uzaycı-Spacer denir. Zamanla, Uzaycılar Dünyadan kopar, Dünya ise kendi içine kapanmaya başlar; ve böylelikle Dünyalılar ve Uzaycılar arasında hafif rekabet ve “soğuk savaşlar” belirir. Robotik teknolojisi her iki taraf tarafından gündelik alanda sıklıkla kullanılsa da, Dünyalılar arasında yaygınlaşan bir tür “gelenekçilik” akımı nedeniyle, robotlara karşı bir nefret baş göstermeye başlar. Uzaycılar ise, tam tersine, robotik teknolojisini sonuna kadar kullanıp sınırları zorlamaya başlarlar. En sonunda ~3200 yılında, Aurora gezegeninden Dr. Han Fastolfe ve Dr. Roj Nemennuh Sarton, tıpatıp Sarton’a benzeyen ve insandan ayırt edilmesi çok zor olan bir robot yapar ve adını R. Daneel Olivaw koyar.

İşte asıl robot serisi aslında bu 4 kitaptır, ve asıl macera şimdi başlar !

The-caves-of-steel-doubleday-cover.jpg   File:The-naked-sun-doubleday-cover.jpg   The-robots-of-dawn-doubleday-cover.jpg   RobotsAndEmpire.jpg

Caves of Steel (1954) ; ~3500 yılında, Roj Nemennuh Sarton Dünya’da öldürülür, ve cinayeti çözme görevi dedektif Elijah Bailey ve R. Daneel Olivaw‘a verilir. Soruşturma sırasında Dünyalıların fazlasıyla içlerine kapandığı, ama artık uzaya açılmaları gerektiği iması yapılır. Ve soruşturmanın sonunda anlaşılır ki, aslında tüm bunların arka planında, Aurora’lı bir Uzaycı olan Dr. Han Fastolfe‘ın, Dünyalıların değişime ne kadar açık olduklarını ölçme girişimi vardır.

  • Kitabın isminin “Caves of Steel” (Çelik Mağraları) konmasının sebebi, uzak gelecekte Dünya gezegeninde ki yaşam tarzının yer altında, çelikten ve metalden yapılma, kapalı ve izole olan yaşam koşullarına vurgu yapılmasıdır. Kitapta Dünyalılar, yaşadıkları bu yerlere “Çelik Mağraları” lakabını takmıştır.

The Naked Sun (1957) ; ~3501, bir önceki maceranın hemen ertesi yılı vuku bulan bu hikayede, Elijah Bailey ve R. Daneel Olivaw‘ın Solaria gezegeninde işlenen başka bir cinayeti çözmesi anlatılır. Elijah Bailey, aslında, polisiye soruşturma yapma kisvesi altında Uzaycı gezegenlerin tehditlerini araştırması için, bir tür casus olarak yollanmıştır. Fakat soruşturma sırasında Solaria gezegenindeki aşırı içe kapanık yaşam tarzını, Dünyanın Uzaycılara karşı olan tavrı ile karşılaştırır; ve sonunda bir edilgenliğe sürüklenip yok olmamak adına, Dünyadakilerin mutlaka uzaya açılması gerektiği sonucuna ulaşılır.

  • Kitabın isminin “The Naked Sun” (Çıplak Güneş) konmasının sebebi, Solaria gezegenine vuran Güneş ışınlarının farklılığına vurgu yapılmasıdır. Solaria’nın atmosferi ve Güneş ışınları, “normal” bir insanın kaldırabileceği koşullarda değildir.

The Robots of Dawn (1983); ~3503 yıllında vuku bulan bu hikayede, gene bir cinayet soruşturması vardır. Yalnız bu sefer kurban bir robottur ve tüm suç (Caves of Steel (Çelik Mağraları)’den tanıdığımız) kıdemli robotik uzmanı Auroralı Dr. Han Fastolfe‘a atılıyordur. Zira Dr. Fastolfe’ın düşmanı Dr. Amadiro, gelecekte tüm galaksiye yayılıp bir “robot galaksisi” kurmak arzusundadırlar, ve önlerinde ki tek engel ise Dünya’daki nüfusu galaksiye yayıp, bir imparatorluk çatısı altında “insan galaksisi” kurma arzusu olan ve bu doğrultuda psiko-tarih‘i geliştirmeye başlayan Dr. Fastolfe’dir. Fastolfe, kendisini temize çıkarmak için daha evvelden tanıdığı tecrübeli dedektif Elijah‘ı Aurora’ya çağırarak, robotu kimin bozduğunu (yada öldürdüğünü) bulmasını ister. Yalnız bu sefer partner olarak, Olivaw ‘la birlikte, telepatik güçleri olan robot Giskard Relentlov‘da soruşturmaya dahil olacaktır. Sonunda anlaşılır ki, tüm bu olayların arka planında, bir robotu kurban etme uğruna Dr. Fastolfe’in düşmanlarının elemine edilmesi ve onun psiko-tarih planının önünün açılması vardır. En sonunda Giskard baklayı ağzında çıkarır, ona göre insanlık uzayda robotsuz bir şekilde yayılmalıdır; ve öyle de olur, zaman ilerledikçe robotların varlığı peri masallarından ibaret kalacaktır.

  • Kronolojik olarak, psiko-tarih lafının ilk geçtiği macera budur.
    • Önemli not; Her ne kadar Asimov, 1951’de yazdığı “Vakıf” kitabında, psiko-tarihi icat edenin Hari Seldon olduğunu yazsa da, 1983’de yazdığı “Robots of Dawn” (Şafağın Rabotları)’nda psiko-tarihin tarihsel kökeninde değişiklikler yapıyor. Buna göre; ilk olarak Dr. Han Fastolfe gözlemlere dayanarak insanların davranışlarını tahmin edebilen psiko-tarih bilimini yaratıyordur ama bu düşüncesi, yaşadığı zamanın koşulları nedeniyle, teorik bir fikirden öteye geçemez. Ancak  Dr. Fastolfe ‘nun yarattığı Robot Daneel Olivaw daha uzun ömürlüdür, ve, Asimov’un 1988’de yazdığı “Vakıf Öncesi”  kitabında, Dr. Fastolfe’nin ölümünden aşağı yukarı ~20 bin yıl sonra doğan Hari Seldon‘u manipüle ederek, psiko-tarihin pratik anlamda uygulanabilir hale gelmesini sağlar ! (bkz. Vakıf Serisi, aşağıda !)
  • Kitabın isminin “Robots of Dawn” (Şafağın Rabotları) konmasının sebebi, hem maceranın geçtiği gezegenin isminin Aurora (Roma mitolojisinde Şafak Tanrıçası) olması, hemde; hem insanlık hemde robotlar için bir tür “şafak” döneminden geçiliyor olmasından dolayıdır.

Robots and Empire (1985) ; ~3700 yıllı civarında vuku bulan bu hikayede, daha evvelki maceralarda motiflenen polisiye-dedektiflik çizgisinden ayrılarak, “Evreni ve Dünyayı kurtaran adam (yada robot)” olayına kayılıyordur. Çeşitli “flashback (geridönüşler)” eşliğinde ilerleyen kurgudan anladığımız kadarıyla, geçen macerada (Robots of Dawn), Dedektif Elijah‘ın Dr. Fastolfe’i başarıyla aklamasından sonra, Dünya’dan galaksinin diğer gezegenlerine olan yayılma süreci büyük bir ivme kazanır. Kendilerine “Settler (yerleşimci yada göçmen)” diyen bu 2. dalga uzay yerleşimcilerinin lideri Elijah‘ın oğlu Ben‘dir, ve zamanla,  kendilerine “Spacer (uzaycı)” diyen ilk uzay yerleşimcileri ile aralarında gerilimler kaçınılmaz olur. Üstüne üstlük, 200 sene önceki geçen macerada aldığı yenilgiyi hazmedemeyen Dr. Amadiro (Amadiro bir Uzaycıdır ve Uzaycıların ortlama ömürleri 300 sene civarındadır), hala Uzaycıların tüm galaksiye hükmetmesi ve bir tür robot galaksisi kurma hayali peşindedir. Bunun için makam elde etme hırsında olan genç bir bilim adamı, Dr. Levular Mandamus‘un planına güvenen Dr. Amadiro, onunla birlikte gizlice Dünya’ya radyoaktif yükselticiler yerleştirir ve en ölümcül seviyede çalıştırmak ister. Yalnız Dr. Amadiro ve Dr. Mandamus’un planını çakozlayan cevval robotlarımız Olivaw ve telepatik robot Giskard, kendi başlarına geliştirdikleri ve diğer 3 robot yasasından daha üstün kıldıkları “insanlığı koruma yasası” olan “Sıfırıncı robot yasasını” uygulayarak, Amadiro ve Mandamus’u etkisiz hale getirirler; Ama radyoaktif yükselticiler için ne yazık ki geç kalmışlardır; ve bunun için yapabilecekleri tek şey, Dünya’nın radyoaktif olma sürecini yavaşlatarak, Dünya üzerinde yaşayan tüm insanların kaçıp hayatlarını kurtarmasına zaman tanımak ve böylece galaksinin diğer köşelerine yayılma sürecini hızlandırmaktır…. Finalde Giskard Relentlov, sıfırıncı robot kanunu uygulamaya çalışırken, eski model elektronik donanımı dayanamazrobotik beyni hasar görür ve kapatılmadan (yani ölmeden) evvel, tüm telepatik güçlerini Olivaw’a aktarır. En sonunda R. Daneel Olivaw, insanlığı ve galaksiyi koruma görevini üstlenmiş bir şekilde (ve ayrıca Dr. Fastolfe’nin bir galaktik imparatorluk kurma düşüncesi çerçevesinde), tek başına kalmıştır.

Tüm Robot, İmparatorluk ve Vakıf ile bağlantılı dizi içinde düşünüldüğünde Asimov’un Robots and Empire romanı Destanın en önemli romanı sayılabilir. Zira ;

  • İlk bu romanda robotiğin sıfırıncı yasası tanıtılmıştır. (Aslında, Sıfırıncı Yasayı ilk icat eden Olivaw’dır. Giskard ise bu yeni icat edilen yasaya başta şüpheyle yaklaşsa da, sonunda onu kullanmak zorunda kalacak, amma ve lakin eski moda donanımı yüzünden beyni yanacaktır.)
  • kronolojik bakımdan ilk bu macerada, ilerideki Vakıf dizisinde çok lazım olacak psiko-tarihin önemli bir aksiyomu (sürüler, bireylerden daha kolay yönlendirilebilir) öne sürülmüştür.
  • Asimov’un dediğine göre, Robots and Empire romanını yazarken R. Daneel Olivaw’ı serinin esas kahramanı yapmaya karar vermiştir. (Ama bir okuyucu yorumu olarak eklemek isterim ki, serinin gizli özenesi Dr. Han Fastolfe‘dur. Zira olay örgüsüne bakarsak, o olmasaydı hiçbir şey olamazdı !!!)
  • Roman akışında bahsi geçen, Solaria gezegenininde yaşayanların büyük bir kısmının esrarengiz bir şekilde gezegeni terk edip ortadan kaybolmasının nedeni belirsiz kalmakta. Giskard ölmeden önce Olivaw’a, bu durumun önemli olacağını söyler. Ama ilerleyen maceralarda Solaria’dan göç etmiş olanlar hakkında hiç ip ucu çıkmaz. Sadece, destanın “kronolojik olarak” son kitabı olan “Vakıf ve Dünya” kitabında, Solaria gezegeninde kalan son 1200 kişinin varlığından haberdar oluruz. 
  • Kitabın isminin “Robots and Empire” (Robotlar ve İmparatorluk) konmasının sebebi, Giskard’ın ölmeden önce ki son sözlerinde yatar; gelecekteki galaktik imparatorluk robotlar sayesinde kurulacaktır.
  • Kitabın sonunda, Maceranın finaline dekor olan yer, 1979 yılında Three Miles adasında ciddi bir arıza geçiren nükleer elektrik santralidir. Bu kaza tarihe Three Miles adası kazası diye geçer. Olay, Uluslararası Nükleer Olay Ölçeği (INES) skalasında 7 üzerinden 5 puanla değerlendirilmiştir. Yani geniş sonuçlar doğuracak bir kaza olarak tanımlanmıştır.

İMPARATORLUK SERİSİ

                

The Stars, Like Dust (1951)İmparatorluk serisinin ilk romanıdır. ~11300 yılında, Galaktik İmparatorluğun kurulmasına zemin hazırlayan bir macera anlatılır. Dönemin en güçlü despot feodal gücü olan Tyranni, kendisine karşı olan tüm tehditleri yok etmek istemektedir; ve bu vesile ile Hikayenin baş kahramanı (giderek radyoaktivitenin arttığı Dünya’da öğrencilik yapanBiron Farrill‘in babası, bir tür feodal entrika sonucu öldürülür. Biron, babasının ölümünün ardındakileri araştırmak için çıktığı macerada, Tyranni’e karşı olan çok büyük bir isyan gücünün hazırlık içerisinde olduğunu öğrenir. En sonunda anlaşılır ki, bu isyan gücünün lideri, “antik” Dünya’dan kalan antik bir belge‘de yazılanları uygulayarak gelecekte büyük bir galaktik imparatorluk kurma arzusundadır.

  • Kitabın isminin “The Stars, Like Dust” (Yıldızlar, Toz gibi) konmasının sebebi, kitabın içinde geçen şarkının sözleridir.
  • Kitabın sonunda, gelecekteki galaktik imparatorluğun Amerikan Anayasası tabanında kurulacağı iması havada kalmıştır. Zira ilerleyen mecaralarda görürüz ki, kurulan Galaktik İmparatorluk demokratik yada Cumhuriyetçi falan değil, daha çok monarşik bir yapıdadır.

The Currents of Space (1952); İmparatorluk serisinin 2. romanıdır. 12000-12500 yılları arası Trantor gezegeninde kurulan Trantor İmparatorluğunun yükselişi sırasında yaşanan gezegenler arası ticaret ve politika savaşları anlatılır. Trantor İmparatorluğu neredeyse galaksinin yarısını ele geçirmiş ve en büyük güç olmuştur ama halan Trantor’un ele geçirmeye çalıştığı bazı bağımsız gezegenler vardır. Bunlardan bazıları nadir ve pahallı “kyrt” (pamuğa benzer bir bitki) ürününün yetişebildiği tek gezegen olan Florina gezegeni ve Florina’ı sömüren Sark gezegenidir. Ancak, Florina gezegenini besleyen güneş, uzaydaki doğal “akımlar” yüzünden bir nova patlaması ile yok olma eşiğindedir. Bunu ilk fark eden Dünyalı analist Rik‘in hafızası, bir tür politik entrika nedeniyle“psişik sonda (psychic probe)” denen bir cihazla silinir; ve Florina gezegenine köle olarak gönderilir. Ama Rik zamanla hafızasını geri kazanmaya başlayınca işler sarpa sarmaya başlayacaktır.

  • Kitapta, Florina ve Sark gezegeni arasında ki ilişki, 19.yy’da Amerika’da güneylilerin siyahi köle işgücünü sömürerek pamuk üretimi yapmasıyla benzerlik kurulmuştur.
  • Kitabın isminin “The Currents of Space” (Uzayın Akımları) konmasının sebebi, Uzayda da aynen Dünyayadaki okyanus akımlarına benzer akımlar olduğundan yola çıkarak, bu akımların, çok fazla madde yığarak, bir Güneşi patlatıp bir nova yaratabilecek kadar tehlikeli olabilmesi nedeniyle olayların asıl tetikleyicisi olmasındandır. Ama Bilimsel açıdan bakarsak, büyük bir ihtimalle kütle çekim kuvvetleri nedeniyle oluşan uzaydaki bu akımlar, gezegeni olan “normal” bir yıldızı “nova” gibi aniden patlatamazlar. Üstelik gezegeni olan normal bir yıldız, asla bir nova olamaz, ve ömrünü kırmızı dev olarak sonlandırabilir. Asimov bazen kurgularken az havalanmıyor da değildir !!!
  • Macera boyunca geçen konuşma ve imalardan anladığımız kadarıyla, Dünya gezegeni gittikçe unutulmaya başlansa da, yüksek radyoaktifliğine rağmen üzerinde halen yaşam savaşı verenler vardır. Kitabın final bölümünde Dünyalı Rik, geçmişi ve İnsanlığın ilk yuvası olması hatırıyla, ne olursa olsun Dünya’nın tamamen terk edilmemesi gerektiğini söyler. Ama genel görüş bunun tam tersidir; giderek yükselen radyosyon neden ile ölü bir gezegene dönüşen Dünya, eninde sonunda tamamen insansız kalıp unutulup gidecektir.
  • Kitapta belirtmesede seri bütünlüğü için not düşmek gerekir; 12500 yılında Trantor, (ilerde Vakıf’da anlatılan) Galaktik İmparatorluğa dönüşür; Galaktik İmparatorluğun kurulduğu yıl Galaktik Çağın miladı kabul edilir (( yani 12500 MS = 1 GÇ Galaktik çağ)).

Pebble in the Sky (1950) ; İmparatorluk serisinin 3. romanıdır. 20.yy’dan Şikago’lu (Chicago) sıradan bir emekli terzi olan Joseph Schwartz, civardaki bir nükleer fizik laboratuarında gerçekleşen kazanın kurbanı olur ve taaa Dünya’nın ~13328 yılındaki haline ışınlanır (Yani zamanda yolculuk yapar). Kendine geldiğinde, kendini hiç bilmediği bir diyarda ve hiç bilmediği dilde konuşan insanlar arasında bulan Schwartz, bir şekilde, zihinsel yetenekler hakkında deney yapan bir bilim adamının kobayı olur (Yani 2 kere deney kurbanı olur :P); ve bu deneyler sayesinde öğrenme kapasitesi ve (telepati gibi) zihin gücü süper bir seviyeye gelir. O sıralarda ise, radyasyona ve tüm horlanmalara rağmen Dünya‘da kalan bir kesim Dünya’lı ile, gittikçe güçlenen Galaktik Trantor İmparatorluğu arasında gerilimler vardır. Dünya’lılar yaşadıkları Dünya gezegeninin üstünlüğüne inanırken, Galaksinin geri kalanı için Dünya’nın geçmişi tamamen unutulmuştur ve gezegen gökteki bir çakıltaşı (Pebble in the Sky) kadar değerli değildir. Joseph Schwartz, Schwartz’ı dönüştüren bilim adamı Affret Shekt, Shekt’in kızı Pola ve Pola’nın müstakbel kocası olacak misafir arkeolog Bel Arvardan, ister istemez bu galaktik gerilimin ortasına düşer ama neyse ki Schwartz’ın yeni zihinsel güçleri sayesinde günü ve galaksiyi kurtarırlar. Roman, belki İmparatorluğun Dünya’yı restore edeceğine dair iyimser dileklerle biter.

  • Roman iyimser dilekler bitse de, bunların gerçekleşemediğini görürüz. Gerçi İmparatorluk, Dünya’nın iyileştirilmesi için yardım etmek ister, ama bu girişim esrarengizce terk edilir, ve Dünya’nın varlığı neredeyse tamamen unutulur. Vakıf dizisinden, Vakıf ve Dünya kitabından, anladığımız kadarıyla bunun sorumlusu R. Daneel Olivaw‘dır. 
  • Açıkçası tüm İmparatorluk serisinde ki 3 kitapta Olivaw’ın varlığı direk hissedilmese de, Vakıf ve Dünya kitabından anladığımız kadarıyla, Olivaw, imparatorluk içinde arka planda kalarak tüm olanları manipüle ediyordur.
  • Ayrıca bu kitap ve gene Vakıf ve Dünya kitabında ki imalardan anladığımız kadarıyla, Olivaw’ın Dünya’yı restorasyon çabaları sonuçsuz kalıp, Dünya yaşanamayacak derecede radyo aktif olunca, Dünya’daki son kalan kişilerden bir kısmı Alpha Centauri’deki Alfa gezegenine yerleştirilir, diğerleri ise Tüm galaksiye yayılır.
  • Kitabın isminin “Pebble in the Sky” (Gökteki Çakıltaşı) konmasının sebebi, Dünya’nın, uzayın koca enginliğine göre basit bir taş parçası gibi görüldüğüne vurgu yapılmasıdır. Aynen, Carl Sagan’ın Dünya’nın uzaydan çekilmiş bir fotoso işin “Mavi Soluk Nokta” yorumunu yapması gibi.
  • Roman’ın ortalarında geçen satranç düellosu, 1924’de Moskavo’da Grigory Levenfish  ve Boris Verlinsky arasında yapılan satranç maçından alıntılanmıştır !!!

İmparatorluk serisine son bir not düşmek gerekirse; Robot ve Vakıf serisi ile karşılaştırıldığında, İmparatorluk serisindeki maceralar görece sönük kalmakta. Zaten özellikle The Currents of Space ve Pebble in the Sky için Asimov’un en zayıf romanları şeklinde yorum yapılmıştır. Yani, İmparatorluk serisini atlayıp sadece Robot ve Vakıf serisini okursanız, pek bir şey kaçırmazsınız. Genede belirtelim, Asimov’un en kötü eseri bile, dönemin ortalama bir Bilim Kurgu eserinden iyidir.

VAKIF SERİSİ

Prelude to Foundation cover.jpgForward the Foundation cover.jpgFoundation gnome.jpgFoundation and empire.jpgSecond foundation.jpgIsaacAsimov Foundation'sEdge.jpgFoundation and Earth (book cover).jpg

Vakıf Çağı Başlar ; 24520-~25067 yılları arası, ~500 sene içinde, Galaktik İmparatorluk çöküş dönemindeyken, genç matematikçi Hari Seldon’nun Baş Gezegen Trantor’a gelişinden, Golan Trevize’nin kayıp Dünya’yı keşfetmesine kadar olan, Vakıf Serisinde gelişen tüm olaylar anlatılır; sırasıyla;

Vakıf evreninde Vakfın Kurucusu olan Hari Seldon‘un ölümü ve hemen hemen aynı zamanda olan Vakfın kuruluşu milat olarak kabul edilir, mavi renkle gösterilen tarihler bu milada göre verilmiştir.… çok daha ayrıntılı incileme için bkzrenklisheyler/asimov-vakif …

Kısa Özet; Daha önceki kitaplarda bahsi geçen psiko-tarih, Robot Olivaw‘ın gazıyla Hari Seldon tarafından pratik anlam uygulanabilir hale gelir. Daha sonra Seldon öncülüğünde bilim adamı ve aydınlardan kurulu olan bir Vakıf kurulur ve bu Vakıf 1000 yıl sonra kurulması öngörülen yeni bir galaktik imparatorluk için çalışmaya başlar. Bu çalışmalar arasında bir tür galaktik vikipedia olan, galaksideki gelmiş geçmiş tüm bilgilerin işlendiği bir bilgi bankası yaratma sürecide vardır…. Yalnız vakıf serisindeki kitaplarda ilerledikçe, Vakıf’ın giderek sanki esas amacından sapıp yavaş yavaş yozlaştığına (Bilim felsefe ekseninden kapitalist-emperyalist metotlara kaydıklarına), ve kendi içlerinde gereksiz güç çatışmalarına girdiklerine (Birinci ve İkinci Vakıf arasındaki çatışmalar) şahit oluruz. O nedenle olacak ki, Vakıf dizisinin son iki kitabında, Golan Trevize’nin Dünya’yı arayış macerasında, Galaksinin kaderi Vakıf’a değil Gaia adlı bambaşka bir gizemli oluşuma devredilir. …

Vakıf dizisinin en sonunda ki finalde Dünya, ve galaksinin bekçisi R. Daneel Olivaw bulunur. Olivaw’ın ömrü tükenmek üzeredir ve görevini devredebileceği yeni bir halef arıyordur ve halef olarak telepatik/telekinezi güçleri olan ve içe kapanık Solaria kültüründen gelen bir ergeni bulur. Ancak, dizi oldukça ucu açık ve belirsiz biter; bu yeni halefin gerçekten sağlam olup olmadığı ve galaksinin ne kadar güvende olduğu hala şüphelidir.

Çok fazla spoiler vermeden, 25 Bin yıllık süreç bu şekilde özetlenebilir. İngilizce olan bir TimeLine için; http://www.sikander.org/foundation.php

Son olarak; Asimov’un bu Robot-İmparatorluk-Vakıf dizisi bir çok bilim kurgu okuyucusu ve yazarına ilham vermiştir. O nedenle dizi boyunca ilerleyen maceralar arasındaki bazı boşluklar, ana destanla bağlantılı olsun olmasın, başka bilim kurgu yazarlarınca doldurulmuştur. Asimov’un Robot-İmparatorluk-Vakıf evreninde geçen Asimov’la birlikte diğer yazarların tüm kitapları aşağıdaki linkte verilmektedir;

 http://johnnypez9.blogspot.com.tr/2012/02/insanely-complete-robotfoundation.html

all REF

2 thoughts on “Robot – İmparatorluk – Vakıf

  1. Pingback: Asimov – Vakıf | Renkli Şeyler

  2. Pingback: Herbertin – Dune | Renkli Şeyler

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s