Some Science Fiction Tips by Carl Sagan

From Broca’s Brain;

Türkçe açıklama aşağıda…

sf

Bugünlerde Carl Sagan‘ın kitaplarına sardım. Kozmik Bağlantı, Broca’nın Beyni derken gerçekten çok ilginç ve eğlenceli anektotlar, öneriler, fikirler ve bilgiler kazandım. Size de tavsiye ediyorum. Zaten, belki bilirsiniz, ilk olarak Carl Sagan’nın sunuculuğunu yaptığı ama sonra Bayrağı Neil deGrasse Tyson‘ın devraldığı Cosmos belgesel dizisi de bugünlerde cafcaflı bir şekilde yeniden piyasada. Ne tesadüf ki tam bu kitapları okurken bu belgesel dizisini izleme şansı buluyorum. Ama şimdilik sadece, Broca’nın Beyni’nde rast geldiğim Carl Sagan’dan bazı başarılı bilim kurgu örneklerini paylaşmak isterim. Kendi diliyle;

…Bilim kurgunun en iyileri gerçekten iyi. Öyle sıkı dokunmuş, yabancı bir toplumun detaylarını öyle zengince işleyen hikayeler var ki, daha eleştiriye fırsat bulamadan içinde kaybolup gidiyorsunuz…

Sıkı bir bilim adamı ve kuşkucu olan Sagan’dan Bilim kurgu tavsiyesi almak ilginç bir deneyim olabilir (Zaten kendisininde bir tane bilim kurgu kitabı yazmış olduğunu hatırlatalım; Hatta Contact “Mesaj” diye filme bile çekilmişti). İşte o kitaplar…

The Door into Summer, 1957 (Yaza Açılan Kapı), Robert Heinlein, Konusu; Hikaye 1970 yılında açılıyor. Dan B. Davis, Mütevazi bir süpürge makinesi üreten bir şirkette çalışan yetenekli bir mühendis ve mucittir. Bir gün devrim niteliğinde bir mucit olan Temizlikçi Robotlar tasarlar. Ama bu tasarımı ve şirketteki hakları vicdansız ortağı ve açgözlü nişanlısı tarafından göz koyulur ve kendisine tuzak kurularak onu, sonunda inanılmaz bir fantaziye sürükleyecek, 30 yıllık bir “soğuk uykuya” daldırırlar. Tam 2000 yılında uyanan Dan, kendisini boşlukta ve ne yapacağını bilmez halde bulacaktır. Yalnız ortama biraz uyup etrafı keşfettikçe, kendisine tuzak kuranların belalarını bulduklarını ve kendi icadının ise heryerde kullanıldığını, ama farklı bir şirket tarafından farklı bir adla piyasaya sürüldüğü fark eder. Üstelik bu icadının patentinin bizzat kendi adına olduğunu görmesi onu daha da şaşırtacaktır. Daha sonra bir şekilde zaman yolculuğunu mümkün klan bir bilim adamı ile tanışan kahramanımız, zamanda 30 yıl geriye giderek hem bizzat intikam alma şansı yakalayacak hemde 30 yıl sonra ki esrarengiz olayları anlamamızı sağlayacaktır…. Her ne kadar Heinlein‘nin bazı kitapları Türkçeye çevrilmiş olsada, bu kitabı çevrilmedi diye biliyorum. İnternetten ingilizcesini aratabilirsiniz !

The Stars My Destination, 1956 (Hedefim Yıldızlar, Türkçe’ye Kaplan Kaplan diye çevrilmiştir. Yalnız kapanın elinde kalıyor, bulması zor), Alfred Beste, Konusu; Hikaye, Anti-karizmatik bir karakterin intikam alma yolunda ilerlerken nasıl kendisini geliştirip, insanlığın mesihi olabilecek karizmatik bir kahramana dönüştüğü anlatılır. Telepati ve teleportasyonun mümkün olduğu 25 yy’da, güneş sisteminindeki iç gezegenlerle dış gezegenler savaş halindedir. Bir ticari uzay gemisinde  vasıfsız işçi olarak çalışan Gully Foyle, bu savaşın bir kurbanı olur ve gemisi saldırıya uğradıktan sonra tek hayatta kalan olarak 6 ay boyunca kurtarılmayı bekler. Fakat 6. ay’da o civardan geçen bir uzay gemisi, Foyle’nin yardım sinyalini umursamaz ve yoluna devam eder. Buna aşırı derecede içerlenen Foyle, en muhtaç anında kendisini görmezden gelenlerden intikam alacağına yemin eder. Bu intikam hırsı ile yaşama bağlanan kahramanımız bir şekilde kısıldığı yerden kurtulur ve olaylar gelişip binbir çeşit maceraya daldıkça, ilginç keşifler, ruhi ve fiziki tekamüller yaşar. Sonunda öyle bir güce ve bilinç düzeyine ulaşırki insanlığın yol göstericisi haline gelir. Artık onun için yıldızlar arası teleportasyon bile mümkündür ve insanlık için yeni güneş sitemleri bulmaya girişir.

The Demolished Man, 1953 (Yıkıma Giden Adam yada “24.yy’da cinayet” adıyla piyasada bulunabilir), Alfred Bester, Konusu; 24. yy’da Espers denilen telepatlar “ırkı”, topluluğun her sınıfına entegre olmuşlar, ve insanların zihinlerini okuyarak onları kontrol altında tutup suç işlemelerini önlemektedirler. Yalnız bu telepat olma durumu irsi olmakla birlikte, eğer eğitimle geliştirilemezse, kişide bu yetenek ortaya çıkamamaktadır. Böyle bir dünyada yaşayan Ben Reich, ailesinden kalan şirketle geçinmeye çalışan hırslı bir iş adamıdır. Fakat şirketi ve serveti bir ekonomik kriz sonucu tehlikeye girer, ve üstüne üstlük Reich’in rüyalarında gördüğü “yüzü olmayan adam” kabusu onun pisikolojisini iyice bozar. Sonunda öyle bir duruma gelir ki, şirketini kurtarmak için baş vurduğu Craye D’Courtney’un cevabını yanlış anlayacak, ve girdiği bunalım etkisiyle, tüm hıncını onu öldürerek çıkartmak isteyecektir. Ama heryerde olan telepatlar sebebi ile bir cinayet tasarısını bilinç altından bile yapması onun suç üstü yakalanması demek olduğundan, Reich, bazı üst düzey telepatlara rüşvet vererek cinayet planını yürürlüğe koymaya çalışır. Tam anlamıyla etik dışı olan bir anti-kahramanın, yaşadığı sistemin açıklarını yakalamaya çalışarak sisteme karşı bir savaşının macerasıdır bu. Ve her sıra dışı macera gibi bu macerada oldukça sıradışı bir şekilde biter.

Time and Again, 1970 (Tekrar Tekrar…), Jack Finney, Konusu; 1970’de Newyork’a yaşayan yalnız ve bıkkın bir grafik sanatçısı Simon (Si) Morley’in  sıradan hayatı umulmadık bir ziyaretçi tarafından bölünür. Ziyaretçi, onu çok gizli bir hükumet projesine davet ediyordur. Si başta tereddüt etse de, yeni bir şeyler görmek için katılmaya karar verir. Böylelikle onu bir dizi sıkı testten geçirirler, ve test sonuçlarına göre proje için umulmadık derecede mükemmel bir aday olduğu anlaşılır. Amma projenin ne olduğu hala bir muammadır…. Sonunda test sonuçlarının analizinden sonra, Si projenin başı Danziger ile tanışır. Danziger ve diğer bilim adamları ona, geçmişin şimdinin ve geleceğin aslında aynı anda vuku bulduğuna dair bir teori aktarır, ve buna göre bir kişinin, özellikle Si gibi mükemmel bir adayın, zamanda yolculuk yapabilmesi mümkündür. Böylelikle kahramanımız zaman yolculuğu macerası başlamış olur. Önce deneme için onu çok kısa aralıklarla geçmişe yollayarak, şimdiki zamanın değişip değişmediğe bakarlar. Sonuçlar tatmin edici olunca onu çok daha uzun aralıklarla geçmişe yollamaya başlarlar. Fakat Si’nin bu zaman yolculukları seyahatlerinin birinde işler birden fena halde sarpa sarmaya başlar. Onu bu zaman düğümünden çıkarabilecek tek kişi ise gene kendisidir. Roman, bir yandan gerçekçi bilim prinsiplerinin sınırlarını zorlayarak, daha çok kişisel sorumluluk ve geçmiş ile gelecek arasındaki ilişkiye odaklanır…. Robert Redford‘un filmini yapacağı dedikoduları olan bu eserin Türkçe çevrisi henüz yok diye biliyorum. İsteyen internetten ingilizcesine bakabilir !

A Canticle for Leibowitz, 1960 (Leibowitz için bir İlahi adıyla piyasadadır), Walter M. Miller Jr, Konusu; Bağlantılı ama farklı zaman dilimlerinde geçen 3 ayrı hikayeden oluşa bu kitap, post-apokaliptik bir dünya geleceği ortaya koyar…. 20.yy tüm dünyayı kasıp kavuran bir karmaşa ve alev baskını olur ama Leibowitz adında bir bilim adamı insan medeniyetinin son emanetlerinden bazılarını korumayı başararak azizlik mertebesine yükselir. Aradan 600 sene geçer ! 26.yy’da insanlık avcı-toplayıcı sisteme geri dönmüştür ve Katolik kilisesi merhametsiz barbarlar ve şamanlarlarla mücadele eder vaziyettedir. Böyle bir ortamda Aziz Leibowitz’in yolundan giden bir keşiş, şans eseri Leibowitz’in emanetlerini bulur, fakat bu durum katolik kilisesinde çalkantıya neden olaraktır…. 2. hikaye, 32.yy’da açılır. İnsanlık 2. karanlık çağınını atlatabilmiş, ve yeni bir Rönesans başlatmıştır, ama hala kilisenin bilgi üzerindeki tekeli kuvvetlidir. Böyle bir asırda, laik bir grup insanın, kliseye karşı gelmesi konu edilir…. Son hikaye 38.yy’da açılır ! İnsanlık 20.yy’daki teknoloji seviyesine tekrar ulaşmış, ve hatta o seviyeyi geçerek yıldız gemileri ve diğer güneş sistemlerinde kolonilere sahip olmuşlardır. Bu çağda Leibowitz’in emanet ve öğretileri hala yürürlükte olmakla birlikte, insanlık , Asya koalisyonu ve Atlantik konfedarasyonu diye 2 süper güce bölünür, ve hikayede bu 2 güç arasındaki soğuk ve sıcak savaşlar anlatılır.

Dune, 1965 (Çöl Gezegeni Dune, ), Frank Herbert, Konusu; Aşağı yukarı 21000 yıl sonraki bir gelecekte, insanoğlu galaksinin her yerindeki gezegenlere yayılmış, ve kendi aralarında, sanki orta çağdaki gibi, Feodal ve monarşik bir düzen kurmuşlardır. Teknoloji, gezegenler arası seyahati mümkün kılsada, bir şekilde bilgisayarlar yasaklı kılınmış ve bu eksikliği kapatmak içinse, insanlar arasından bir kesim bizzat kendi beynini en karışık ve yüklü hesaplamaları yapabilecek şekilde adapte etmiştir. Fakat bu kişiler zihinsel fonksiyonlarını daha ileri seviyeye taşıyabilmek için, sadece çöllerle kaplı (ayrıca Dune’da denen) Arrakis gezegeninde bulunabilen bir baharata gereksimleri vardır. Bu baharat o kadar güçlüdür, sadece zihin kapasitesini arttırmakla kalmaz ayrıca insan ömrünü on binlerce yıl uzatıp ona bazı süper güçlerde kazandırmaktadır. Bu nedenle bu baharatın ekonomik değeri neredeyse pahabiçilmez olmakla birlikte, hem Arrakis gezegeninin vahşi ve saldırgan dev solucanlarla kaplı olması, hemde bazı kesimlerin bu baharatı kendi tekeline almak istemesiyle entrikalar çevirmesi; baharatın ve dolayısıyla gezegenler arası barışın elde edilmesini zorlaştırır. Ama Atreides’lerden çıkan bir mesih, Paul Atreides, akışı tamamiyle farklı yöne çevirecek, ve on binlerce sene (ve 6 kitap boyunca) sürecek bir destana yol açacaktır…. Türkçe çevirisi olan bu şaheserin 6 ana kitap, ve bir kaç “presequel” devamdan oluşmaktadır, sırasıyla;

  1. Çöl Gezegeni Dune (Dune, Desert Planet)
  2. Dune Mesihi (Dune Messiah)
  3. Dune’un Çocukları (Children of Dune)
  4. Dune’un İmparator Tanrısı (God Emperor of Dune)
  5. Dune’un Sapkınları (Heretics of Dune)
  6. Dune Rahibeler Meclisi (Chapterhouse: Dune)

Not; Ünlü Bilim kurgu yazarı Arthur C. Clarke tarafından, bilim kurgunun “Yüzüklerin Efendisi” olarak nitelendirilen bu serinin ilk bölümü, 1984 yılında marjinal yönetmen David Lynch tarafından tartışmalı bir şekilde sinamaya uyarlanmıştı. Bir çok hayran, Lynch’in bu uyarlamasından tatmin olmaması üzerine, yönetmen John Harrison tarafından 2000 yılında ilk 3 bölümü, 2 tv dizi şeklinde tekrar uyarlandı. İlk bölümde başrolde Alec Newman arz-ı endam ederek Frank Herbert’in Dune’u ve ikinci bölümde James McAvoy göz doldurarak Dune’un Çocukları şeklinde çekilmiştir… Önümüzdeki seneler bu seri hakkında başka uyarlamalar olacağı hakkında dedikodular vardır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s