Mola – Break

After a long hard-dense tempo, I now want to take a break for a while. You might have been seen I have been so eclectic about my post contents; this is because I just share interesting stuff, which is interesting to me. I hope you might have fun from my hybrid and Anarchist spirit. Also I know I could introduce a very small party from Wuxia cinema and concept, and there are still too many things about them I want to introduce. But a break may make the contents more better, I guess.

So before a break, I want to show a small documentary short-movie about a profession which’ll be die soon ! Somehow, I link this documentary with this changing world, which support crazy mass-production and daily, worldly pragmatism while killing positive naivety and universal ideals…. Oh, see you later ! ^_^

~

Evet millet, uzun ve yoğun bir temponun ardından biraz ara vermeye karar verdim. Ne kadar süreceği keyfime bağlı. O nedenle belirsiz bir tarihe kadar görüşmek üzere diyor ve bu son postumda İngilizce bilenler için yukarıdaki ilginç bir kısa belgeseli sunmak istiyorum. Belgesel ölmekte olan naif bir meslek üzerine. Ben kendimce ilginç mesajlar çıkardım, umarım sizin için de yararlı olur.

Ayrıca ara vermeden önceki bu son postumda, hala anlaşılmadıysa, Türkçe bilen takipçilerim için bu kendimi ve burada ne yapmaya çalıştığıma dair bir kaç noktayı aydınlatmak isterim.

Kısaca kendimden bahsetmek gerekirse, ben (tıpkı hemen hemen her insan gibi) bana ilginç gelen hemen her konuyla ilgilenen ve onlarla hobi gibi uğraşan sıradan bir vatandaşım. O nedenle dikkat ederseniz, Blog’un teması oldukça karışıktır, her konudan biraz ortaya karışık gibidir. Gerçi her ne kadar blog teması karışık olsa da, ağırlık uzak-doğu Wuxia film tanıtım ve felsefeleri üzerinedir, ki aslında blog’un kuruluş amacı bu konsepti kendimce daha iyi tanıtabilmekti. Ben ne yazık ki, ne bir reklamcı nede dili kullanmada yetenekli biri olamadığımdan bu tanıtımları oldukça amatör ve çocuk ruhla yapabildim. Ama sonuçta işin özü ambalajda değil, içeriği kavramaktır, bence. O nedenle tanıtımlarımın bu kadar çocukça ve naif olmasında bir sakınca görmüyorum, çünkü asıl ulaşmak istediğim kitle özü kavrama yetisi olan ve bu naif kalıbın içini görebilenlerdir.

Uzak doğu dövüş filmlerine, ve bu filmlerin benim açımdan en şık ve derin bir alt türü olan Wuxia türüne ilgi duymamın hikayesi ise şöyle oldu; Yaklaşık 2-3 sene evvel Youtube’da can sıkıntısıyla dolanırken retro uzak doğu dövüş filmlerini keşfetmiştim. Açıkçası bu tarz filmler zamanında neredeyse binlercesi üretilmiş ve dünyanın diğer köşelerinde çok kolay bulunup, neredeyse sakız fiyatına satılan tür filmleri olsa da, benim bu filmlerle tanışmam o zaman (yani çok geç) oldu, ondan önce bu tarz filmleri video kiralama dükkanlarının vitrinlerinden ve hep uzaktan canım çekerek bakardım. Ama internet çağı patlayana kadar bu filmleri seyretmeye ne şans ve ne de zaman bulabildim. Ayrıca ailem biraz entel takıldığı için o video kiralama dükkanlarında hep görece sanatsal içerikli (avrupa sineması filan) filmler alırdı, ve arkadaş çevrem hemen hemen hiç olmadığı için de (zaten çevrem olsa bile bu filmlerle ilgilenenine denk gelmek zor olacağından), bu tür filmleri başkaları aracılığıyla keşfetme şansım hiç yoktu. Kısacası internet, hatta Youtube olmasaydı bu filmleri asla bilemeyecektim.

Uzun lafın kısası bu filmleri öyle yada böyle keşfettikten sonra, onları çok sevdim, özellikle dönemin kısıtlı efektlerine rağmen, bence samimi bir içtenlikle anlatmayı çalıştıkları içerikleri, yani Wuxia kültürü beni çok cezbetti, ve bu konuda kendimce derinleşmeye çalıştım. Öncelikle bu filmlerden (özellikle retro, oldschool olan 1965-1985 arası olan; benim için daha çok keşfedilmemiş olanları) en çok beğendiklerimi koleksiyonuma katmaya başladım. Hatta koleksiyonumu zenginleştirirken başıma gelen komik bir şeyi de arada anlatayım; Hani klişe bir söylem vardır “Bu çinliler birbirine çok benziyor” diye. Buradaki Çinli lafı aslında tüm çekik gözlüleri kapsar, çünkü gerçekten de yabancı biri için, bir Tayvanlı ile Taylandlıyı, yada Koreli ile Hong Kong’luyu …vb… ayırmak çok zordur. Neyse efem, ben de bu filmleri ilk seyrettiğimde, eğer farklı renkte elbise giymiyorlarsa, çoğunlukla aktörleri birbirine karıştırırdım. Sonra filmleri biriktirmeye başlayınca, filmlerin aktörlerini (ve sonradan yönetmenlerini) sınıflandırmaya ve böylece onları gerçekten tanımaya başladım ve ne gördüm biliyor musunuz ? İsim sınıflandırması yapmadan önce, o filmlerde hep farklı ama birbirine çok benzeyen aktörler oynuyor sanıyordum, ama aslında fark etmeden çoğunlukla hem aynı aktörün filmlerini biriktiriyormuşum. Yani aslında adamlar öyle birbirlerine benzemiyor, ben gidip aynı adamların filmlerini alıyormuşum, :P. Ayrıca sonradan o filmlerin yönetmenlerine de baktığımda çoğunlukla aynı yönetmenler olduğunu da gördüm. Eh ! senede 5-6 film çevirirlerse elbette böyle yanlış anlaşılma olabilir :P….. Sonuçta bu türde tarzlarını sevdiğim belli bir favori yönetmen ve aktörlerim oldu. Zaten fark eden etmiştir, koleksiyonumda çoğunlukla onlardan var, ve genellikle onların filmlerine altyazı hazırlıyorum. Çünkü kanımca bu seçmece aktör ve yönetmenler zamanında, cazibesine takıldığım Wuxia ruhunu iyi sahip çıkmış ve beyaz perdeye yansıtmışlardı. Ve kanımca onların bu türdeki samimi emeklerinden etkilenerek, Dövüş sanatları filmlerini kendimce sade Dövüş ve Wuxia diye 2 ana alt türe ayırıp, bana daha hoş gelen Wuxia türüne yöneldim.

Sonra bir gün, koleksiyonumu tam gaz genişletirken, internet üzerinden indirdiğim bu filmlerden birinin İngilizce altyazı (zaten o sıralar Türkçe altyazıları hiç yoktu) senkronunda kayma olduğunu fark ettim. Bunu düzeltmek içinde bedava indirilen bir altyazı hazırlama programı buldum, ve hemen senkronu düzeltim. Yalnız basit bir senkron düzeltme ile başlayan bu tecrübemden sonra, zaten hazır İngilizce altyazı dosyaları (*.srt) olan (yani senkronları hazır yapılmış, tek gereken satır satır Türçeye çevirmek) bu filmleri kolayca Türkçeye çevirebileceğimi gördüm. ve İşte görüş o görüş, sonra bir bakmışım bu türde neredeyse 100’ü aşkın filmin Türkçe altyazılarını yapıvermişim (aslında bunu herkes kolaylıkla yapabilir, örgü örmek gibi biraz sabır istiyor, o kadar. gerçi sevdiğim bir filmse sabra bile gerek olmuyor). Hemde hiç bir parasal ve maddi kazanım olmadan (bu süreçte hediye edilen bir kaç filmi saymazsak), tamamen gönülle ve Türk sinema seyircisine çeşitlilik sunmanın manevi bir hazzıyla yaptım herşeyi :D (Ayrıca gerçekten sevdiğim bir filmin altyazısını yapmak o filmden aldığım tadı daha da katlıyor, o nedenle bu kadar çok altyazıyı gönülden yapıverdim, ama sevmediğim bir filme bedava altyazı asla yapmam). Ve böylece bir nevi internete olan borcumu ödedim sayılır. Yani sadece filmleri bedava indirip habire tüketen beyinsiz tüketiciden, bedava indirdiklerini işleyip özümseyen ve onlardan (Altyazı, tanıtım yada felsefik varyasyonlar gibi) başka şeyler üreten bilinçli üretici seviyesine yükselttim kendimi. Zaten internet içeriğinin azımsanamayacak büyüklükteki bir kısmı benim gibi gönüllü çalışan üreticilerle besleniyor, ve herşeyi fiyatlandırıp satmaya çok meraklı doyumsuz, gözü aç kesimin inadına (araya şunu da sıkıştırayım), bizler internette soft olarak kopyalanabilen her içeriği bedava indirip paylaşıyoruz. (aslında bu paylaşımla ilgili çok daha derin düşüncelerim var, ama, biraz daha olgunlaştırıp paylaşmayı düşünüyorum.)

Ayrıca küçük bir not; arasıra Altyazılarla (nadiren de blog temasıyla) ilgili istekler geliyor. Bu istekleri büyük bir fedakarlık ve iyi niyetle, elimden geldiğince yerine getirmeye çalışıyorum. Ama bazen iyi niyetimin ve gönüllü üretici tavrımın suistimal edilmek istendiğini seziyorum. Mesela kimisi benden kendi istediği filmlere altyazı yapmamı isterken, kabaca emri verir gibi istiyor; Yani insan bir “lütfen” der. Yada bazısı, yoğunlaşmış olduğum alt-türü kavrayamadığından, kel alaka başka bir alt-türden altyazı isteği yapıyor. Biri de, güya kendi yazacağı kitabı için, asıl kendisinin yapması gereken  zahmetli bir araştırmayı benden istiyor…. Şimdi hala anlaşılmadıysa gene belirteyim; Evet, zamanımı ve emeğimi vererek internete bedava içerik yüklüyorum, ama bu demek değildir ki her isteyenin deli saçması her isteğini yapacağım; üstelik isteme şekliniz kabaca ve kibar olsa bile usturupsuzca olursa, ters cevaplarıma şaşırmayın ! Ben bu içerikleri sevdiğim için, en önemlisi de ben istediğim için bedavaya yüklüyorum. İyi niyetle rica edilmiş her konuda yardımcı olmaya hazırım, ama düşüncesiz ve,veya pişkin isteklerle gelmeyin bana.

Son not; Bilen bilir, yoğunlaştığım alt-türe belli miktarda giren ünlü Venom ekibinin dövüş filmleri vardır. Ben o filmlerin de altyazılarını hazırlamayı düşünüyorum. Ama şu ana kadar önceliği daha arka planda kalmış filmlere vermek istemiştim. Büyük ihtimalle geri dönüşümde bu filmlerin de altyazıları bitmiş olabilir. Ayrıca belli bir süre youtube’a film yüklemesi de yapamayacağım. (Açıkçası çoklu altyazı desteği veren başka video sitesi olsaydı, anında youtube bırakırdım, ne yazık ki kötünün iyisi bu).  İlgilenenlere duyrulur !

Evet, bu moladan önceki son postum olduğundan biraz fazla gevezelik ettim. Artık çekilip biraz kestirsem iyi olacak. Ama elbette geçmiş içeriklerle ilgili yada altyazılarda her hangi bir problem yada istek olursa, buradan yorum kısmından yada Yotube’daki hesabımdan bana ulaşabilirsiniz ! Görüşmek üzere ! Malum gündem de hareketli … ^_^

banksy's flowers

One thought on “Mola – Break

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s