Yaratıcılığı Tetikleyen 5 Sıradışı Şey

For English; http://www.cracked.com/article_20077_5-workplaces-annoyances-that-can-actually-boost-creativity.html

Orjinali için yukardaki linke tıklayın !

abstracts,backgrounds,cropped images,cropped pictures,decorations,decorative elements,designs,explosions,floral,flowers,paints,patterns,PNG,shapes,splashes,splats,spring,swirls,transparent background,visual artsYorgun yada Sarhoş olunduğunda; Yaratıcı kişilerle ilgili 2 ana klişe düşünce vardır; ya alkolik (yada bağımlı) tiplerdir, yada her işi son ana bırakan tembellerdir. Bazı bilimsel deneylere göre ise bu tespitler aslında bir açıdan gerçekten de doğrular. Mesela bir deneyde, deneklere günün en dinç ve yorgun oldukları zamanlarında bulmaca çözmeyle ilgili bir test yaptırmışlar, ve bulmacaların çözümü ile ilgili en yaratıcı çözümlerin daha çok “yorgun” gruptan çıktığı gözlemlenmiş. Bu biraz, ödev yada projelerimizle ilgili en ilginç fikirlerin neden son anda yada gece saat 3 gibi alakasız zamanlarda geldiğini açıklıyor. Yada başka benzer çalışma ise, bu sefer “sarhoşlar” ile “ayıklar” bulmaca testine sokulmuş. Sarhoş dediksek elbette kör kütük sarhoş değil, mesela 1 bardak şarap yada 1-2 shoot vodka içmiş kişiler olarak canlandırın. Ve gene ilginç bir şekilde testte, sarhoşlar ayıklardan daha iyi ve yaratıcı sonuçlar çıkarmışlar. Elbette bu çalışmalar belli bir düzey alkol almış ve yorgun kişilerce yapılmış, yani alkol almanın yada yorgun olmanın da belli bir limiti var, kısacası herşeyin çok fazlası zarardır, ve yaratıcı olacağım diye bu 2 şeye çok yüklenmeyin. Ayrıca bütün bu deneylerden, az odaklanıldığında daha çok yaratıcı olunabiliyor gibi sonuç çıkarılmış. Ama bence bu tam olarak doğru bir tespit değil. Benim tespitim; en yaratıcı olduğumuz zamanlar en soyut, minimalist (yani biraz kabataslak) düşünebildiğimiz zamanlardır, ki bu zamanlar genellikle yorgunluktan en bitkin olduğumuz zamanlarda yada (herhangi bir madde ile) kafayı bulduğumuzda gerçekleşiyor. Çünkü tam da o zamanlar, olayın gereksiz ayrıntılarından arınıp soyut ve minimalist düşünce gücümüz artıyor, ve sanki dışarıdan az odaklanmamıza rağmen çözüyormuşuz havası veriyoruz.

abstracts,backgrounds,cropped images,cropped pictures,decorations,decorative elements,designs,explosions,floral,flowers,paints,patterns,PNG,shapes,splashes,splats,spring,swirls,transparent background,visual artsAlaycı (Sarcastic) “dostlar”; Hemen herkesin arkadaş ağı arasında en az bir alaycı (dalgacı, herşeyi şakaya vuran) biri vardır. Ve yahut, her yaptığınızı küçümseyen (yada kıskanan) ve bunu alay ederek yansıtan tipleri düşünün. Başta çok garip gelebilir, ama bu kişiler bize köstek olmaktan çok dolaylı da olsa bizi daha efektif ve yaratıcı yapabiliyorlar. Arkasındaki mantık ise çok basit; o kişilere inat işimizi daha iyi yaparak onları utandırmanın hazzı !!!. Mesela düşünsenize, bir işi yapamayacağınızı söyleyip yeteneksizliğinizle alay eden bir yakınınız (arkadaş yada akraba) olsun; sırf ona inat, yani onu bozmak için, o işi daha iyi yapmaya gayret etmez misiniz ? … Bununla ilgili bir deney bile yapılmış zaten; bir grup üniversite öğrencisinin güya müşteri servislerinde çalıştıkları bir düzenek hazırlanmış, ve öğrencileri arayan sözde müşterilerden bir kısmı kibar, bir kısmı oldukça kaba, ve diğer kısmı ise alaycı (sarcastic) bir şekilde davranmış. Sonuçta ise, kibar müşteri ile karşılaşan öğrenciler normal yada vasat performans sergilerken, kaba davranan müşterilerin işi yokuşa sürülmüş. Ama en ilginci ise alaycı müşterilere karşı olmuş; öğrenciler sanki onların alaycı sözlerine inat işlerini daha efektif ve yaratıcı bir şekilde halletmiş. Elbette bu genel bir çalışma, belki de herkeste ve herzaman işe yaramayabilir, sonuçta hayatta bir çok değişken de var. Ama kendi tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki, alaycı (sarcastic) kişilere inat işer çok daha iyi yapılıyor !

abstracts,backgrounds,cropped images,cropped pictures,decorations,decorative elements,designs,explosions,floral,flowers,paints,patterns,PNG,shapes,splashes,splats,spring,swirls,transparent background,visual artsSabit arkaplan gürültüsü; Gürültü dediksek, gidin yol yapıp çalışmasının yada dozerlerin yanından çalışın demiyoruz elbette. Burada kastedilen gürüldü öyle aşırı “brutal” değil, çok daha “soft” trazda bir gürültü (yani gene gürültünün de bir dozajı var). Mesela cafe, yada lokantaların arka plan gürültüsü gibi. Yada bu “gürültüyü” (yada arkaplan sesini) kendimiz sevdiğimiz tarzlarda müzik dinleyip de yaratabiliriz. Burdaki mantık da şöyle; bir Jipi düşünün. O jipi düzgün ve virajsız bir yolda sürerken, jipin kapasitesinin çok azını kullanıyor olacağızdır. Ama yol birden engebeli ve virajlı olunca, işte o zaman büyük bir safariye başlıyoruz demektir. Beynimizde aslında aynen bir jip gibi; ortam normal, sessiz yani aşırı rahat olduğunda, rahata yatıp tembelleşiyor. Ama ortam zorlamaya başladığında ise derhal tüm kapasitesinin seferber ediyor. Ama daha önce dediğim gibi bunun da bir dozajı var. Belli ve doğru miktarda bir zorlama, rahatsızlık yani arkaplan gürültüsü gibi şeyler beynin daha efektif ve kapasiteli çalışmasına sağlayabiliyor. , Ve böylece yaratıcılık artabiliyor. Zaten tecrübelerimden bilirim, bazı insanlar çalışırken müzik dinlemeyi sever, hatta çoğu kişi kafeterya gibi yerlerde çalışmayı, gazete, kitap okumayı tercih ediyor (Belki bu nedenle Starbuck tarzı yerler çok tutuluyordur :P).

abstracts,backgrounds,cropped images,cropped pictures,decorations,decorative elements,designs,explosions,floral,flowers,paints,patterns,PNG,shapes,splashes,splats,spring,swirls,transparent background,visual artsSeks yada Daha da iyisi Erotik şeyler düşünmek, yani aşk meşk işleri; Seks diyince hemen herkesin aklına klişe (holywood yada porno) sahneler belirecektir, ve yaratıcı bir şeyler düşünürken yanımızda yarı çıplak aşırı güzel kadın ve yahut yakışıklı erkelerin seksi pozlar vermesinin mutlaka dikkatimizi bozacağı sanılır. Ama aslında bu da yanlış bir varsayım. İnsanın evrimi sürecinde seks (ve bağlantılı olarak partner seçimi), bireyin hayatta kalıp soyunu sürdürmesi bakımında oldukça önemli bir itki gücüdür, ve bu yüzden beynimiz sekse bireyin ve türün hayatta kalmasını sağlayacak yegane ham madde gibi davranır. Hatta aslına bakılırsa, beynimiz bir nevi cinsel organ bile sayılabilir, ve o nedenle büyük bir kısmımız günün büyük bir bölümünü cinsellik düşünerek ve/veya hemen her şeyden cinsel imalar çıkararak geçiririz. Ama iyi haber şu ki, beynin bu özelliğini başka konularda efektif olmak için de kullanılabilmesidir. Bilimsel deneylere göre, seksi şeyler düşünmek beynin lokal ve analitik düşünce (sol lob) bölümünü uyarıyor, ve beynin yaratıcı bölümü olan sağ lobunu kullanırken, seksi şeyler düşünüp sol lobunu da uyarmak, beynin tam kapasite çalışmasına ve yaratıcı işleri daha efektif yapılmasına yardımcı oluyor. Aslında etrafımıza dikkatli baktığımızda bu oldukça doğru gibi görünür, çünki edebiyatta, müzikte ve sinemada (yani sanatın hemen hemen her dalında) aşk (seks, erotizm) konusunda daha çok yaratıcı işler çıkmıştır.

abstracts,backgrounds,cropped images,cropped pictures,decorations,decorative elements,designs,explosions,floral,flowers,paints,patterns,PNG,shapes,splashes,splats,spring,swirls,transparent background,visual artsÖzgürlük, ama herşeyden özgürlük; Yaratıcılığın en önemli ve altın şartı Özgürlüktür, elbette. Ama bu öyle bir özgürlük ki, yani, hem yaratma süresince kısıtlamalardan uzak olunacak, hem de yaratıcılığınızın getirilerinden bile özgürleşmeniz gerekecek. Bilirsiniz ki hayattın hemen her yerinde bir tür “alış veriş” vardır. Mesela bir iş yaptığınızda onun bir karşılığını almalısınız (maaş ücret …vb). Eğer yaptığınız işlerin bir karşılığı olmazsa, o zaman o işi yapmanız anlamsız görünür, yada haksızlığa uğradığınızı düşünürsünüz; buda iş yapma motivasyonunuzu olumsuz etkiler. Yani birine bir iş yaptırmak için sanki eşşeğin önüne oltayla havuç tutar gibi bir maddi mativosyon olması gerekir. Ama bu kural yaratıcılık gerektiren işlerde oldukça çarpılmaktadır. Çünkü yaratıcılık aslen gönülden, niyetle, ilhamla yapılan ve oldukça gizemli süreçlerden geçen bir şeydir, yani çok yaratıcı şeyler üretilmesini sağlamak için birine tonla para akıtmak pek işe yaramayabilir. O nedenle tarihte ve günümüzde (hatta daha çok internete) baktığımızda, bir çok gönüllü yada amatör tasarımcı, gönülden kendi kendilerine yaptıkları çalışmalarını, bedava herkese sergilemektedirler. Fakat burada da bir numara söz konusudur. Mesela gene dünyaya baktığımızda, bir çok zengin sanatçı ve tasarımcı görebiliriz, ve bu kişiler bir nevi yaratıcılıklarını satarak para kazanırlar, hemde bayağı çok para; peki bu kişiler çok para kazandıkları için mi daha çok yaratıcılar, yoksa yaratıcı (ve elbette üretken) oldukları için mi çok para kazanıyorlar ? Elbette ikincisi. Bazılarının şansı yaver gidip yaratıcılıklarından para kazanma olanağı olabiliyor (ne yazık ki her sanatçı bu kadar şanslı olamıyor, öldükten çok sonra değeri bilinenleri hatırlayalım), ama gene unutulmaması gereken şey, bu zengin tasarımcılar, yaratıcılık sürecinde tamamen özgür olmalarıdır. Yani bir işi aldıklarında, onun üretim sürecinde tamamen kısıtsız ve özgürler, ve böylece daha yaratıcı olabiliyorlar. Ama ola ki müşteri tasarımcıyı kısıtlayıcı isterler koyarsa, bu direk olarak yaratıcılıklarını azaltıyor. Kısacası eğer üretim sürecinde tamamen özgür olunursa, çok para kazandıracak işler de yaratıcılığı körükleyebilir (gerçi sonuçta çıkan şey tartışmalı da olabilir). Ama başta değinilen şey unutulmamalıdır ki, esas yaratıcılılık kendiliğinden, insanın kendi gönülünden ortaya çıkardığı tamamen bağımsız ürünlerdir.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s