Iceberg Autonomy, Oil Recovery – BuzDağı Yerdeleni

The Iceberg Autonomy is an enclave, a seascraper of suspended oil collectors and separators – a new water-world in constant navigation. It is a drifting political territory of temporary autonomy occupied by a maritime mining and refining community that is searching and hunting for suspended oil plumes in the pelagic depths of our oceans – lost oil, forgotten and unclaimed through leakages, industrial run off, and devastating spillages.

The Icebergs hunt the North Pacific and North Atlantic gyres where the majority of oil spills have occurred. It is known that oil plumes of approximately 300 square kilometers and 10 kilometers deep exist in this area. These are blankets of poison, detrimental to all marine life that blocks the sunlight necessary for phytoplankton and other photosynthesizing marine flora. This phenomenon increases the amount of carbon dioxide and acidity levels that causes catastrophic coral reef bleaching, as well as the death of local marine ecosystems.

The benefit of this proposal is that thick ice is collected and attached to the seascraper main structure during its visit to the Earth’s poles and slowly melts as the archipelago drifts into warmer waters while releasing minerals and nutrients into the ocean. Marine life is stimulated by its creviced and cavernous form, the nutrient rich waters occupy a busy and thriving water column suspended underneath and between the icebergs. Their long raking and tentacle-like hair hug the water line and feeds all types of aquatic life.

evolo/iceberg-autonomy-oil-recovery

“Buzdağı Özerkliği”, deniz içinde petrol çıkartan bir tür yeni dünya yerleşimdir. İçinde petrol barındırdığı için, sürüklenen politik bölge de olabilen bu yapı, bir yandan madencilik ve/veya petrolcülük yaparken diğer yandan, okyanusun bazı kayıp kaynaklarını arayabilecek bir topluluk ve yerleşim alanlarını barındırabilecek.

Araştırmalara göre, Buzdağları en çok kuzey pasifik ve atlantikte görülmektedir, ki buralar petrol yataklarının en çok olduğu yerlerdir. Tahmin edildiğine göre, buralardaki petrol yatakları yaklaşık 300 km²’lik alanda ve 10 km derinliktedir. Bunlar aslında, plankton ve diğer fotosentez yapan canlılar için gerekli olan güneş ışınlarını engelleyip tüm deniz yaşamına zararlı olabilecek bir tür zehir bahtaniyesi gibidir. Buna ek olarak artan CO2 miktarı ve asitlik seviyesi ile deniz yaşamına gelebilecek yıkım felaket derecesinde olabilir.

Bu projede ise bu durumun önüne geçilmesi için bir yapı önerisi sunuluyor. Bir yandan petrol toplanırken, aynı zamanda, Kuzey bölgelerinden toplanıp yapı yüzeyine tutturulacak buzlar daha sıcak sulara taşınarak yavaşça erimesi sağlanacak ve böylece buz içindeki yararlı maddeler okyanusu besleyebilecek. Ve bu da deniz yaşamının ve ekolojisini daha canlı yaparak doğayı koruyabilecek.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s