Tarihteki en Çetin 8 Korsan

File:Battle of Preveza (1538).jpg

Via; cracked.com/the-7-most-terrifying-pirates-from-history

Bildiğiniz üzere edebiyat ve sinemada Korsanlar oldukça karton karakterler olarak ele alınır. Özellikle günümüzde, son moda olan karayip korsanları film serileri sayesinde, korsanlar sanki palyaço vari bir görünüme bürünmüş oldu. Neredeyse korsan denince insanın aklına bambaşka hatta alakasız şeyler gelebiliyor. Ama tahmin edebileceğiniz gibi, işin gerçeği, görmek istenenden gerçekten çok çok farklı. İşte tarih boyunca, gerçekten yaşamış en sert ve çetin 8 korsanın kısa bir özetini sunuyorum. Başarı+çetinlik derecelerine göre sondan başa doğru sıralandı. Bu kısa biyografi özetlerini okuduğunuzda göreceksiniz ki, aslında korsanlık, gösteri dünyasının bize göstermek istediği gibi, oradan buradan apart (alakasız) elbiselerin giyilip silahların kuşanıldığını bir tür ambalaj konsept değil; tam tersine aşırı cüret ve dayanıklılık isteyen, derin ve vahşi bir ruha sahip bir hayat yoludur … İngilizcelerini de okumak isteyenler en yukarıdaki linkten özete bakabilir veya korsanların adlarına tıklayarak wiki makalesine ulaşabilirler…. ^_^

File:Francoislollonais.JPG8. Francois l’Olonnais (1635 – 1668); Karayip kıyılarında terör estiren bu Fransız korsanın vakti zamanında İspanyollarla ilgili çok kötü bir anısı olur ve neredeyse İspanyol akıncılarca öldürülmekten son anda kurtulur. Elbette bu tecrübe onun hayatında bir dönüm noktası olacak, ve korsanlık kariyerine hızlı ve oldukça kanlı bir giriş yapacaktır; neredeyse tüm İspanyollara karşı (ve hatta onlara oldukça benzeyen Portekizler bile arada kaynayarak) kişisel bir soyakırım başlatır. Mesela bir keresinde bir İspanyol gemisini ele geçirip biri hariç herkesin kafasını keser ve kalan tek kişiyi de hikayeyi anlatması için sağlam bırakır. Dendiğine göre bu kesilen kafalar daha sonra L’olonnais ve tayfasına iyi bir “ziyafet” olmuşmuş. Gerçekten işkence konusunda özel bir yeteneği olan ve bunun gibi daha bir çok dehşet katliam ve işkence ile korsanlık kariyerinde ilerleyen L’olonnais, bu şekilde gerçekten ürkütücü bir şöhret kazandıktan bir süre sonra şansı döner ve İspanyol askerlerince tuzağa düşürülür. Ama korsanımız elbette kendisini ucuza satacak bir tip olmadığı için, ne yapıp edip, kaçmayı başarır, hatta bir şekilde bir kaç İspanyol rehineyi de yanında götürür. Ama L’olonnais ve ekibi kaçarlarken kaybolurlar ve gene İspanyollarca yakalanmamak için rehinelere doğru yolu göstermelerini “rica ederler”, rica da şu şekilde olur; L’olonnais bir rehinenin gövdesini bıçakla kesip kalbini eliyle söker ve çiğ çiğ yer. Ve doğru yolu göstermezlerse diğer rehinelere bu olacağını söyler… ve “doğru yolu” bulup Panama’nın Darien kıyılarına kaçarlar. Yalnız kendilerini bu şekilde kurtarabilen L’olonnais ve adamlarını gittikleri yerde daha beter bir bela beklemekteydi; çünkü oradaki yerli kabile tarafından yakalanıp afiyetle ziyafet olmuşlardır.

File:Anonymous portrait of Jean Lafitte, early 19th century, Rosenberg Library, Galveston, Texas.JPG7. Jean Lafitte (1776 – 1823); Gene başka bir Fransız korsanı. Ama isminin efemine tınısına kanmayın, kendisi zamanında Louisiana’daki korsan adasını yöneterek ve New Orleans‘a giden gemileri yakalayıp yüklerini çalarak tam bir korsanlar kralı gibi çalışmış. O kadar başarılıymış ki, Louisiana Devleti onun yakalanması için 300$ (o zamanlar bu para ulusal bütçenin yarısıymış) para ödülü koymuş. Lafitte’in buna cevabı ise, Louisiana Devletinin yakalanması için 1000$ ödül koymak olmuş. O zamanlar Lafitte, bizim zamanımızın Usame Bİn Ladin’i gibiydi. Oldukça tehlikeli, acımasız bir katil gibi lanse edilip, ünü okyanusun ötesine Biritanya’ya kadar geldi. Ve ilginçlik bu ya, Biritanya Kralı 3. George  ona iş teklif etti; vatandaşlık ve toprak karşılığında onun adına çalışmasını ama kabul etmez ise onu ve adasını yok edeceğini yazan bir mektup gönderdi. Yalnız bu teklif hiç de Lafitte göre değildi, çünkü özünde bir fransız olan korsanımız, ingilizlere gerçekten gıcık oluyordu. Ama tam tersine Amerikalılara da aşırı bir sempatisi vardır. Hatta gemileri avlarken Amerikan gemilerine dokunulmamasını özellikle tayfasına belletiyordu. Yakaladığı gemilerin tayfalarına iyi davranıyor hatta bazen gemilerini bile iade ediyordu. Aslında o, New Orleans halkı tarafından bir kahraman olarak görülürdü hep…. O nedenle Lafitte, 3. George’nin teklifini duyar duymaz, güya düşünmek için bir iki gün istedi ve derhal New Orleans taraflarına gidip, Amerikalıları İngilizlerin işgal edeceğine dair uyarı yaptı. Elbette bu hamle oldukça stratejikti, ama amerikalılardan umduğu karşılığı alamadı. Çünkü Amerika hükümeti onu ve tayfasını bulurbulmaz kodese tıktılar. Ta ki, zamanın Amerikan Başkanı Andrew Jackson, New Orleans’ın stratejik ve kritik önemi olduğunu vurgulayana kadar da kodeste kaldılar. Ondan sonra Lafitte ve tayfasına, Amerikan donanmasına yardım karşılığında, özgürlükleri verilir, ve gerçekten de New Orleans korsanlar sayesinde kurtulur. İşe bakın ki, o zamanlar Lafitte adlı fransız terorist olmasaydı, belki bugün ne New Orleans ve hatta nede Amerika bile olmayacaktı. Ama onunda sonu klasik korsanlar gibi oldu; İspanyollarla yaptığı bir deniz çarpışmasında ağır yaralanıp hayata gözlerini yumdu.

File:KN-2779.jpg6. Stephen Decatur (1779 – 1820); Aslında Amerikalı bir donanma memuru olan bu kişi, hiç de basma kalıp korsan klişelerine uymamaktadır. Dendiğine göre, donanma tarihinde kaptan ünvanı alan en genç kişi olmaktaymış. Hatta tuhaftır, amerikan devriminde hiç rolü olmasa bile, ulusal askeri kahraman sayılan ilk kişiymiş; üstelik zamanında 20$’lıkların üstüne onun resmini bile basmışlar. Peki bu sanki sıradan memur görünüşlü arkadaş, nasıl olmuş ta bu kadar popüler ve ünlü olmuş ? Mesela bir keresinde; 1803’de USS Philadelphia gemisi, Trablusgarp korsanlarınca gasp edildiğinde, 25 yaşındaki Decatur bir kaç adam toplayıp Malta denizcileri kılığına girmiş, ve sadece kılıç ve mızrak kullanarak düşman limana sızmış. Peki gemiyi geri almayı başarmışlar mı ? Hayır :P ! Ama tek bir adam kaybetmeden tüm tayfayı ve gemiyi ele geçirip sonra kullanmasınlar diye gemiyi yakmışlar. Veya başka bir örnek; bu sefer Decatur, kendi gemisinin 2 katı tayfası olan başka bir geminin vurgunundan dönerken, abisinin başka bir “korsan” tarafından öldürüldüğünü haber alır. Bunu üzerine, her ne kadar kendi adamları son vurgundan sonra yorgun olsalarda, derhal gemisini abisini öldüren korsanın bulunduğu gemiye doğru yönlendirir ve gemiye yanaşırlar. Bundan sonrası, sanki Liam Neeson’ın Taken filmindeki gibi, intikam solusu bir olay yaşanır. Decatur hiç kimseyi takmadan direk abisini öldüren adamı bulur ve öldürür. Bunu gören geri kalan tayfa ise hemen teslim olmuştur bile… Yalnız Decatur’ın ölümü, Kaptan James Barron ile yaptığı bir onur düellosunda, oldukça beklenmedik ve gene hiç korsan klişesine uymadan olacaktı.

5Edward Teach, le pirate Barbe NoirBenjamin Hornigold ( ? – 1719); Eğer ünlü Karasakal Darthvader ise, Benjamin Hornigold imparator Palpatine sayılır. Ama nedense öğrencisi Karasakal herkesçe tanınan ve oldukça şöhretli bir korsan olsa da, Hornigold oldukça arka plan kalmıştır; hatta eminim bir çoğumuz onu duymamıştır bile. Hornigold, korsanlık kariyerine Bahamalarda ve sadece bir kaç kanoyla başlamıştı. Ama işlerini hemen geliştirdi, ve bir kaç sene sonra döneminin en ağır silahlarına sahip olan 30 gemili bir korsan filosu olmuştu bile. Elbette bu kadar güçlendikten sonra, gemileri avlayıp mallarını çalmak artık onun için bebeğin elinden şekerini almaya dönüştü. Hatta artık öyle bir doruk noktasındaydı ki, işi resmen saçmalığa dökmeye başladı; bir keresinde bir ticaret gemisini durdurup onlardan sadece “şapkalarını” aldı. Gerekçesi de, geçen gece tayfaları çok sarhoş olduklarından şapkalarını kaybetmiş olmalarıydı. Başka bir sefer de, rehin aldığı tayfaları, yanlarına rom ve yemek vererek serbest bırakmıştı. Hornigold aslında kendisini korsandan çok bir nevi robin hood gibi görürdü, ama neyazık ki kendi tayfası aynı görüşleri paylaşmıyordu, ve sonunda onu devirdiler. Neyseki sonradan, filosunun ve adamlarının başına öğrencisi Karasakal geçti, gerçi onun da kariyeri kafası kesilerek sonlanacaktı. Hornigold ise, kendi tayfasınca devrilmesi ardından, korsanlıktan resmen emekli oldu. Ama huzurlu bir hayat yaşamak yerine, kraliyet affından yararlanarak bir tür resmi korsan avcısı olarak kariyerine devam etti…. Ölümü ise gene korsanlara yakışır bir şekilde denizde olur; Meksika kıyılarının oralarda tayfasıyla birlikte çok şiddet bir fırtınaya yakalanır ve kayalar çarparak ölür.

File:William Dampier - Project Gutenberg eText 15675.jpg4. William Dampier (1651 – 1715); Bu ingiliz korsan, gereğinden biraz fazla arşivciydi. O nedenle kendisine Bilimci Korsan da denebiliyor. Dünyanın çevresini 3 kere turlamış, ve gezerken gördüğü herşeyi kayıt eden ünlü bir yazar ve bilimsel kaşif olan Dampier’ın ayrıca küçük bir hobisi vardı; İspanyol yerleşimlerini basmak ve başkalarının gemisini yağmalamak. Elbette hepsi bilim uğrunaydı !!! Gene hatırlatalım, Pop kültüründe nedense tüm Korsanlar pasaklı, çirkin, dişleri dökülmüş, cahil ve berbat bir aksanla konuşan suçlular olarak yansır. Ama Dampier tüm bu sayılanların tam tersiydi. Üstelik çağına göre oldukça eğitimli aydın bir kişilikti, mesela Oxford Sözlüğü onun yazdıklarına binlerce kere atıfta bulunmuştur, ve ayrıca “barbecue” (Barbekü), “avocado” (Avokado), “chopsticks” (Çin yemek çubuğu) gibi yüzlerce kelime onun sayesinde İngilizce sözlüğe girmiştir. Bundan başka, kendisi Avustralyanın ilk doğa tarihçisi ünvanını kazanmıştı ve orda gördüğü bir çok canlının tanımlamasını yapan ilk kişiydi, mesela; Kanguruları, büyük zıplayan hayvanlar diye, ya da Koğalaları, ağaca sıkıca sarılmış minyon ayılar diye tanımlamıştır. Dampier’ın bu gözlemleri ilerde Batı bilim dünyasına o kadar etki etmiştir ki, Darwin bile çalışmalarına kaynak olarak Onun yazdıklarını ve gözlemlerini kullanmıştır. Fakat onun çetin yapan şey ne bilimle ne de edebiyatla alakalıydı; 1688’da ilk dünya turunu tamamlamak üzereyken, gemisini, tayfasını ve diğer diğer herşeyini s*ktir edip, tek başına, kendisini (o zamanlar) hiçliğin ortası olan Tayland kıyılarına vurdu ve 3 sene görünmedi. Sonunda İngiltere’de tamamen beş parasız ve kendi günlükleri (anıları) dışında hiç bir şeyi olmadan beliriverdi. Üstelik tüm bedeni otantik dövmelerle kaplanmış bir halde. Daha sonra tüm bu günlüklerini ilk kitabı olarak basar ve biraz para kazanmaya başlar, ve Dünyayı turlamaya (ve tabii korsanlığa) devam eder… Ayrıca ölümü, maceraperest ruhuna yakışır bir şekilde oldukça gizemli şekilde olur; ne ölüm sebebi, ne tarihi, ne yeri, ne de gömüldüğü yer bilinmemektedir. Sadece aylar boyunca hiç gözükmemesi üzerine 23 Mart 1715 öldü kabul edilmiştir.

3. Bartholomew Roberts (1682 – 1722); 17 ve 18 y.y’larda Donanma yada bir ticaret gemisinde tayfa olarak çalışmak gerçekten çok boktan bir işti. Koşullar inanılmaz sefildi, ve ola ki kaptanı yada herhangi bir üst rütbeliyi sinir edecek bir şey yaparsanız cezanız inanılmaz sert ve öldürücü olabiliyordu. Tayfalık işi o kadar kötüydü ki, sonunda elbette kimse tayfa olmak istemiyordu. Bunun üzerine donanma ve ticaret gemileri insanları kaçırıp onları zorla çalıştırmaya başladı. Gerçi sonradan gayet iyi anlaşılacaktı ki, bu yöntem tayfaların gemilerine sadık olmalarını sağlamıyordu. Bartholomew Roberts (yada Kara Bart), böyle bir ortamda isteksizce korsan olmuş bir tür kader mahkumuydu. Korsan olmadan önce, korsanlar tarafından ele geçirilecek olan bir gemide zorla çalıştırılıyordu. File:Bartholomew Roberts.jpgKorsanlar gemiyi ele geçirince, ona kendilerine katılıp katılmayacağını sordular; elbette önceki işinin koşulları göz önüne alındığında, Roberts bu teklife balıklama atlamak zorundaydı. Ayrıca bu korsanlık olayı, onu köle yapanlardan öcünü alma şansı verecekti. Zekası ve navigasyon bilgisiyle, Roberts kısa zamanda kaptanının en güvendiği korsan olu verdi. Ve birgün, Kaptanı sıradan bir deniz savaşında öldürüldükten sonra, korsanlar onu yeni liderleri olarak seçtiler. Roberts zamanla ve alnının teriyle efsanevi bir ün yaptı, ama hiç bir zaman nerelerden geldiğini de asla unutmadı. Her gemiyi yakalayıp yağma ettiğinde tayfalara kendisine katılıp katılmayacağını sorardı. Ayrıca yağmaladığı geminin kaptanı yada üst rütbeli kişisi mızmızlık ederse hemen onun zevkine ve ibreti alemine dilimlemeye başlardı. Yalnız sonunda “uygar insan” Roberts de, tayfasına bazı kurallara uyması için “zorlamaya” başlar; mesela; kumar ve kadın yasak, ışıklar 8’den sonra sönsün, tuvaletler temiz kalsın …. vb… ama en sert kuralı; eğer biri hırsızlık yaparsa, hırsızın burnu ve kulağı kesilip karaya bırakılmasıydı… Zamanında herkesçe yenilmez kabul edilen Robets’ın bir deniz çarpışması sırasında misket ateşinde ölmesi deniz dünyasını şoka uğratmıştır.

張保仔.jpg2. Cheung Po Tsai (1783 – 1822); Orjinal listede olmayan bu Korsan çinlilerden geliyor. Pop kültüre alışkın olanlar için, Karayip Korsanları-Dünyanın Sonu filminde Chow Yun-Fat tarafından canlandırılmıştır (Gerçi Kronolojik olarak film onun yaşadığı dönemden çok öncede geçiyordu, ama neyse, zaten filmin komple kendisi saçmaydı). Ayrıca ülkemizde “Çin Korsanı” olarak vakti zamanında oynamış The Pirate 1973 filminde de, Favori aktörüm Ti Lung tarafından canlandırılmıştır. Ayırca son olarak, One Piece adlı ünlü bir animeninde bu korsandan esinlenen bir karakteri vardır. Peki ama onu bu kadar ünlü yapan nedir ? … Tsai aslında basit bir balıkçının mütevazi bir oğluydu, Ta ki, 15 yaşında ünlü karı koca korsan Cheng I ve eski hayat kadını olan karısı Ching Shih tarafından kaçırılana kadar. Yalnız bu karı koca korsan, çocuğu benimseyip evlatlık alırlar, ve kendi korsanlık işlerini ilerde ona miras bırakacak şekilde yetiştirirler. Açıkçası, Tsai’nin de buna hiç itirazı yoktu, hemen ortama uyum sağlayıp, bu korsanlık hayatının zevkini çıkarmaya başladı. Bu arada bir söylentiye göre, Cheng I bir fırtınada gemisi batıp ölünce karısı Ching Shih, büyüyüp yakışıklı bir delikanlı (bkz The Pirate 1973) olan Po Tsai’ye gönlünü kaptırmış, hatta evlenmişlermiş. Neyse !…. Qing Hanedanılığı sırasında, Po Tsai üvey ailesinden işleri devralır devralmaz, oldukça aktif bir korsanlık kariyerine başlar. Söylentiye göre 600 gemilik filosu ve 50 binden fazla korsan tayfası olduğu rivayet edilir, ki bu onu korsan kaptanı değil, amirali yapacak kadar kabarık rakamlardır (Gerçi Çin’de kalabalık millet, doğal böyle olması). Hatta bu kadar kalabalık bir filo ile zamanında öyle bir efsane olmuştur ki, halk arasında büyük bir hazineyi gizli bir adada sakladığına dair söylentiler yayılır. Yalnız dendiğine göre Po Tsai korsanlık kariyerine, erkek arkadaşı (!?) Cai Qian kafasına altın bir mermi sıkına kadar devam etmiş; Ve sonrasında 1810’de Çin devletine teslim olup imparatorluk donanmasında kaptan olmuş ve korsan avlamaya başlamış. Yine söylendiğine göre, bundan sonra hayatı bu resmi görevinin tadını ve keyfini çıkararak geçmişmiş, ve gene klasik bir korsana göre huzurlu bir şekilde ölmüşmüş. Aslında onunla ilgili pek berrak kaynak olmasa da, sanırım olası gizli hazinesi yüzünden, belli ki zamanında oldukça derin etki ve izler bırakmış insanlar üzerinde.

File:Barbarossa Hayreddin Pasha.jpg1. Barbaros Hayrettin (1478 – 1546); Genellikle Sıradan bir korsan, bir gemisi ve kendisini takip eden bir kaç düzine tayfası varsa kendisini şanslı sayarlar. Gerçekten sıkı ve iyi korsanların ise gemi filosu vardır (bkz. Cheung Po Tsai ve Benjamin Hornigold). Ama Osmanlı zamanında yaşamış Barbaros Hayrettin’in sadece filosu yoktur, ayrıca kendi ülkesi vardı….. Aslında Heyrettin olmadan önce Hızır’ken denizcilik kariyerine 16 y.y.’da oldukça mütevazi bir şekilde sıradan bir tüccar denizci olarak başlar. Yalnız bir gün Ege Denizi’nde Rodos Şövalyelerine tutsak düşmesi, onun yapısını oldukça değiştirir. Ve serbest kaldığında tüccarlığı bırakıp kardeşleriyle birlikte korsanlığa başlar. Hiristiyan gemilerini yağmalar ve ganimetleri dönemin güçlü sultanlarıyla (Tunus Sultanı,, Yavuz Sultan Selim …vb) yardım karşılığı paylaşır. Bu şekilde kardeşleriyle birlikte korsanlıkta oldukça büyük bir ün elde ederler, hatta sonunda denizlerle yetinmeyip, yavaş yavaş Kuzey Afrika’dan toprak edinmeye bile başlarlar. Yalnız hiristiyanlarla olan bir savaşta Hızır’ın kardeşleri İshak Reis ve Oruç Reis öldürülür. Bunun üzerine Hızır Reis, Yavuz Sultan Selime bağlılığına bildirip ondan yardım alarak, Cezayir Beylerbeyliğine atanır, ve sonunda tekrar gücünü toplayıp kardeşlerini öldüren Hristiyanlardan rövanşını alır. Bundan sonrası Hızır Reis için tam bir altın çağdır, sürekli zafer üstüne zafer kazanır. Ünlü Cenevizli Amiral Andrea Doria’ı defalarca yenilgiye uğratır. Sonunda, Kanuni Sultan Süleyman ona Hayrettin ismini vererek Kaptan-ı Derya yapar; artık tüm dünya ona Barbaros (kızıl sakal) Hayrettin der. Osmanlının desteği ile artık nerdeyse yenilmez olmuştur, ve Akdenizin tTürk denizi olması an meselesdir ;). Peki ama Hayrettin’i gerçekten çetin ve büyük yapan şey neydi ? şöyle açıklayalım; Preveze Deniz savaşında (1538), Venedik, Vatikan, Genova, İspanya, Portekiz ve Malta güçlerinin bir karışımı 60 bin askeri olan 600 gemilik düşman deniz filosunu, kumanda ettiği 122 gemilik filosu ve 12 bin levent (tayfa) ile yenilgiye uğratabilmiştir … Valla bizdendir diye demiyorum ama 10 numero ! ^_^ … Hayrettin Paşanın vefatı ise tam da paşalar gibi huzur içinde ve İstanbul gibi bir cennete olmuş, ve Beşiktaş iskelesindeki türbeye defnedilmiştir (bir zamanlar Serencebey’de kaldığım eve de çok yakındı. @_@).

2 thoughts on “Tarihteki en Çetin 8 Korsan

  1. zamanının en iyi film serisi olan karayip korsanlarına nasıl saçma dersiniz hayret ediyorum sizin filmlerden anlamadığınızı gösterir. Diğer bilgiler içinde teşekkür ederim elinize sağlık..

    • Saçma demek kötü demek değildir ! Korsanlığı gerektiği gibi yansıtmadığı ve absürd derecede fantastik olduğu için saçma dedim. Onun dışında eğlenceli ve çocuksu bir film serisidir , o kadar. Ayrıca Koca bir Dünya sinemasi külliyatı yanında Karayip Korsanlarının en iyi film serisi olduğunu iddaa etmek, düpedüz sizin filmden anlamadığınızı gösterir. Kendi sübjektif zevklerini evrenselmiş gibi göstermeye çalışmak ise, hiç bir şeyden anlamadığınızın kanıtıdır !

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s