Wuxia Edebiyatındaki Kung Fu

* For English

Uzak doğu, özellikle Hong Kong yapımı, dövüş filmleri seyredenler (hatta seyretmeyenler bile), bu filmler de dövüş sanatlarıyla ilgili söylenen Kung Fu lafını defalarca duymuştur. Kung fu sanki, karate yada judo tarzı bir dövüş türüymüş gibi lanse edilir. Hatta filmlerde ki karakterler, dövüşte usta birine “Kung fu’su çok iyi” diye onun dövüşte gerçekten iyi olduğunu vurgularlar. Ama karetede siyah kuşak birine “karatesi çok iyi”, yada Tekvandoda bilmem kaçınca dan olan birine “takvendosu harika” dendiğini pek duymayız (en azından ben duymadım) ! Anlaşılan o ki Kung fu aslında yaygın kanının aksine bir dövüş stili değil, başka bir şeyi ifade eden bir terimdir. O nedenle bu yazıda, Uzak doğu dövüş sanatları ve Wuxia filmlerinde bahsi geçen Kung Fu terimini (Türkçesi çok yüzeysel olduğu için, İngilizce Wiki makalesini baz alarak) açmaya çalışacağım ve sonra basitçe dövüş sanatlarının özüne değineceğim.

Çince de Kung fu 2 karakterlidir, Kung fu (功夫).  (Kung)’un anlamı “çalışma”, “başarı” veya “meziyet”,  (Fu) ise bir tür son ek (Suffix) yada edat gibidir, bazen “adam, insan” yada “parçacık , obje” anlamında da kullanılır. Bu 2 karakteri birebir çevirirsek, kung fu’nun (功夫) ilk anlamı “insanın meziyeti” diye, ikinci anlamı ise “çalışma, gayret, çaba” olarak çevrilebilir. Yani, sabır ve zaman gerektiren büyük bir gayret ve enerji ile elde edilen meziyetleri ifade eder. Bu kelime bazen 工夫 şeklinde yazılarak, dövüş sanatı olmayan alanlarda da kullanılırmış.

Yani Kung fu (yada Gung Fu), aslında herhangi bir konuda ustalaşılması için sabır, enerji ve zaman gerektiren çalışma, öğrenme ve yahut uygulamayı ifade eden Çince bir terimdir. Çin edebiyatının Batılı çevirilerinde büyük bir çoğunlukla Wushu olarak da bilinen Çin Dövüş sanatlarındaki ustalaşma olarak kullanılır. Gerçi, bu terimin Çin topluluğu tarafından sadece Dövüş sanatları ile alakalı kullanılması ancak 20. yüzyılın sonlarına doğru yaygınlaşmıştır. Hatta daha sonra, Oxford İngilizce sözlüğünde “Kung Fu” maddesi “Karateye benzeyen, Çin’nin başlıca bir silahsız dövüş sanatıdır” diye tanımlanmıştır. Bu tanım, Kung Fu teriminin İngilizce çevirisinin ne kadar yanlış olduğunun bir kanıtıdır aslında. Ve esasında bu yanlış çevirinin kaynağı, uzak doğu dövüş filmlerindeki üstün körü yapılan dublaj ve altyazı çevirileridir.

Esas anlamında, Kung fu, sıkı çalışma ve uygulama ile elde edilen herhangi bir yeteneği tanımlar; Bu yetenek sadece dövüş alanında değil, herhangi bir konuda (bir müzik aletinde yada spor dalında … vb… ustalaşmak da ) olabilir. Mesela bir kişinin Kung fu’su yemek yapma alanında çok iyi olabilir. Ama önceki paragrafta bahsedildiği gibi, Sadece Çin dövüş sanatından bahsedeceksek Wushu dememiz daha doğru olacaktır.

Kung Fu tanımını iyice öğrendikten sonra, sanırım Çin dövüş sanatları filmlerine daha bilinçli bakabiliriz. Yukarıda sürekli tekrarlanan tanımda da belirtildiği gibi, uzak doğu kültüründe elde edilen yetenek ve meziyetler hep sabır ve zaman gerektiren çalışmaların sonucudur. Hiç kimse anasından bir takım yeteneklerle kuşanmış bir şekilde doğmaz (tamam beki anasından bir yeteneğe eğilimli doğabilir), ama kendi kendisini geliştirerek bir nevi bilgisayar oyunlarında olduğu gibi seviye (level up) atlar. Mesela; kimse fizikçi doğmaz, ama matematiğe ve fiziğe (yani sayısala) eğilimli olan bazıları yıllar süren eğitim ve çalışmadan sonra Fizikçi ve bilim adamı olabilirler, yani bu kişilerin Fizik Kung Fu’su gelişmiş olur. Bunun gibi, Kung fu diğer dallarda da geliştirilebilir…

Wuxia ve Dövüş sanatları filmlerinde gördüğümüz tüm Dövüş yetenekleri (ve aslında diğer süper güçler) aslında sabır gerektiren çalışma sonucu elde edilen yetenekleridir. Mesela, herhangi bir nesneyi belirli bir uzaklıktan tam isabet ettirmek olan en basit bir dart tekniği, yada karakterlerin sanki havada süzülüyormuş hissi veren ve dövüşleri oldukça estetik yapan QingGong yeteneği bile uzun çalışma ve çaba sonucu elde edilebilen yeteneklerdir. Ama elbette filmin akışı gereği, karakterler, elbette genellikle usta olanlar, zaten “olmuş” bir şekilde karşımıza çıktıkları için, biz sanki onları analarının karınlarından öyle çıktıklarını sanırız (Ama değil). Bu konseptin iyi yanı, herhangi bir sıradan kişinin bile yeterince çalışıp azmederse istediği yetenekte ustalaşıp caka satabileceği (!!). Ama diğer taraftan elde edilen yeteneklerin kötüye kullanılma riski de vardır. Ve zaten Wuxia daki maceralar bu kötüye kullanıma meyledenleri engellemeye yönelik gelişir. Gerçi yeteneklerin bu kadar sabır ve gayret gerektiren süreçlerden sonra öğrenince, artık tekamülle erip onları kötüye kullanmamamız gerekir, ama binbir çeşit insan var, elbette kötüye kullananlarda çıkabilir.

Bu arada, Wuxia’daki süper güçler yazımda da açıklayacağım ama kısa bir not geçeyim; Kişisel açıdan, Bu düşünce tarzının, Doğu ve Batı anlayış farklılığının en bariz şekilde çatallandığı yerlerden biri olarak görüyorum. Genellikle batı edebiyatında (hatta güncel batı çizgi romanlarında) kahramanlar büyük çoğunlukla doğuştan yeteneklidir (yada mutasyon, radyasyon, miras …vb gibi etkilerle kazanmışlardır) yani bu yeteneklere sahip olmak için ön bir çaba yada gayret harcamamışlardır. Sanki dahi bir çocuk gibi yada bir yerden ilham, vahiy gelmiş gibi, yetenekler (fikirler, çözümler …vb) onlarda beliriverir. Hatta Batı edebiyatını aşina olanlar anımsar, biri aşırı yetenekliyse sanki bu yeteneği kazanması için şeytanla anlaşma yapmış (bkz Faust) yada Tanrı tarafında kutsanmış olması gerektiği iması vardır hep. Kısacası batıda (daha çok eğlence edebiyatı ve mitlerde), sanki, yetenekler çalışılarak kazanılmaz, “birileri”  tarafından bahşedilir yada “kazayla” oluverir. Ama uzak-doğuda çalışılarak kazanılır, ve seviye atlanarak ustalaşılır.

Bu notu da ekledikten sonra, dövüş sanatlarının özünden bahsetmek istiyorum. En bilmeyen biri bile, kafasından ezbere 3-5 tane uzak doğu dövüş sanat tarzı sayabilir. Mesela ayrıntılı bir liste için şunlara bakabilirsiniz;

Normal bir şekilde, “amma çok çeşit varmış” diyebilirsiniz. Bu çok doğal, çünkü çok insan var, ve her insanın farklı tarzı olduğu için, farklı tarzlarda dövüş sanatları doğmuş. Ama her ne kadar tarzlar çok çeşitli olsalar da özlerinde aynılar. Yani bir tekme gene tekme, bir yumruk gene yumruktur (Yalnız elbette yumruk var yumruk var, bunu da unutmayalım). Bunu daha iyi açıklamak için şu benzetmeyi yapmak isterim; Herhangi bir bilgisayardan yazı yazma programı (mesela Microsoft Word) açtığınızda, seçenek çubuğunda “Yazı Tipi” sekmesini görürsünüz. Ona tıkladığınızda neredeyse onlarca, belki yüzlerce yazı tipi seçeneği karşınıza çıkar (mesela Arial, Verdana, Helvetica … vb). Ama ayrıca görürüz ki,  bu her bir yazı sitilinde bir “A” gene “A” dır, ama birinde daha düz, diğerinde, mesela, daha kıvrıktır ama genede yine de aynı harfi ifade ederler. İşte dövüş sanatları stilleride bu yazı tipleri gibidir. Binlerce çeşidi olabilir ama aslında aynı tekme, yumruk, takla yada perendenin değişik varyasyonlarıdır. (Gerçi diğer yazı tiplerinin sahip olmadığı bir harf tek bir yazı tipinde olabilir, ama bu çok nadirdir)

Kısacası, olurda Dövüş sanatları öğrenmek isterseniz, hangisini öğreneceğim diye kafanız karışmasın. Kafanıza göre size en güzel görüneni seçin ve gerisi sizin onu nasıl uyguladığınıza bağlı olacaktır. Ama ne olursa olsun, işin mantığını özünü kavramaya, ve öğretilen hareketleri (hamleleri) diğer stillerdeki karşılığını görerek (mesela yotube’dan bakabilirsiniz) bilinçli bir şekilde öğrenmeye çalışın. Ayrıca, Wuxia, Dövüş sanatları filmlerini izlerken, yada bizzat  kendiniz öğrenirken, unutmamanız gereken şey, bir hareketin (hamlenin) diğerini ahenkli (hatta melodik) izlemesidir. Bu ahenk, Wuxia’da gösterilen dövüş sanatlarını yansıtma tarzının esasıdır, ve gerçek hayatta kullanılacaksa da oldukça önemli ve yararlıdır. Mesela, bu sefer bir Aikido kitabında verilen benzetmeyi sunayım;

Nasıl müzik dinlediğiniz düşünün. Her notayı ayrı ayrı dinlemezsiniz. Melodinin tamamını duyarsınız ve güzelliğini anlarsınız. Müziğin tek bir notasına değil tamamına entegre olursunuz (melodisini, ritminin kavrarsınız).

Benzer şekilde, bir hikaye yazarken tek tek harfleri, hatta yada kelimeleri düşünmezsiniz. Belki en küçük birim olarak cümleleri kurar ama esasında hikayenin kendisine kafa yorar ve onu düşünürsünüz. Kısacası Dövüş Sanatlarında (yada herhangi bir konuda) işin özünü kavrayabilmek ve gerçekten üstad olabilmek için, İşin bütününü ve birbiri içindeki ahengi kavrayıp uygulamasını ustaca yapmak gerekir. Wuxia’da ki  Kung Fu işte böyledir !

* Wuxia’da sıklıkla kullanılan ve vurgulanan spesifik yenetek ve becerileri görmek için….

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s