Garantili Mutluluk Yöntemleri

* For English; cracked.com/article_20035_7-things-you-wont-believe-science-says-make-you-happy.

Belki şaşıracaksınız ama, hiç ummadığımız bazı şeyler bizi gerçekten daha iyi hissettirebiliyor. Üstelik bunların mutluluk vericilikleri bilimsel olarak kanıtlanmış. İşte aşağıda bizi mutlu edecek, en azında kendimizi iyi hissettirebilecek, belli başlı aktiviteler. Şimdiden Kolay gelsinler !

Üzücü Hikayeler Duymak / İzlemek; Sinemayı az biraz takip eden herkes fark etmiştir, hüzünlü filmler gişede gerçekten iyi iş yaparlar, mesela; Schindler’s ListBraveheartThe English PatientTitanicMillion Dollar BabyThe King’s Speech. Yada gazetelerin meşhur 2. sayfa haberleri vardır, mesela başlıkları “koca sinir krizi geçirdi karısını ve çocuklarını kesti”, “Ahşap ev yandı, tüm aile cayır cayır yandı” (özellikle “cayır cayır” derler), yada “Kasap bıçakla kendini doğradı ! ” … vb…. Belli tarz üzücü ve kötü sonla biten trajediler, sanat (sinema, edebiyat…) ve medya camiasında sıklıkla sömürülen konulardır çünkü izlenme oranları oldukça fazladır. Peki ama insanlar neden üzüntülü yada trajik hikayelere bayılıyor ? … aslında çok basit bir cevabı var; insanoğlu, bilinçli yada bilinçsiz, hep başkalarıyla kendisini kıyaslamaya eğilimlidir. Bir hikaye duyduğunda yada film izlerken de, kendisini o hikaye içindeki karakterlerle kıyaslar, ve karakterlerin başına kötü şeyler gelirse, ona göre daha iyi durumda olduğu için, kendisini daha iyi hisseder.

Elbette bu durumun tersi başka bir varyasyonla işleyebilir. Yani mesela, bizden daha iyi durumda olan birilerini kendimizle kıyaslayıp, mutsuz da olabiliriz; yada o kişilerle belli bir sempati yada hayranlık bağı kurmuşsak, o kişilerin mutlulukları bizi de mutlu edebilir.

Kırmızı Et Yemek; Son zamanlarda ete, özellikle de kırmızı ete karşı olumsuz yorumlar dolanmaktadır. Belli bir kesim kırmızı etin sağlıksız olduğunu ve insanı agresif yaptığını şiddetle savunurken, bazısı beden ve zihin sağlığı için mutlaka yenmesi gerektiğini söylüyor. Peki kırmızı et bize gerçekten ne yapıyor ? … Gönüllü deneklerle yapılan bir araştırmaya göre, kırmızı et yiyenler kendilerini daha az depresif hissediyormuş. Bunun sebebiyse kırmızı etteki yüksek besin değeri ve Omega-3’müş (Yani aslında yüksek besin değeri olan herhangi bir besin maddesi de bizi aynı şekilde mutlu edebilir). Ama burada önemli bir püf nokta var, o da; kaliteli yüksek besin değeri ve Omega-3 için kırmızı et kaynağı olan hayvanın iyi ortamlarda yetişip kaliteli beslenmesi gerektiğidir. Eğer fabrikasyon tarzı et üreticiliğinde yapıldığı gibi, hayvanlar daracık barınaklarda, kalitesiz yemlerle beslenirlerse, etlerinin besin değeri de düşük olur; ve bu da bizi mutlu etmez :(. Kısacası mutlu olmak için kaliteli ve besin değeri yüksek yemek yemek, gerek :).

Kafayı Meşgul Etmek; Çoğu kişi için hiç bir şey yapmadan aylak aylak durmak, geyik, tembellik …vb … şeyler çalışmaktan daha keyifliymiş gibi görünür. Ama belki duymuşsunuzdur, İşkoliklik diye bir şey de var, tıpkı alkoliklik gibi, insanın çalıştıkça çalışası geliyor, saki çalışmaktan keyif alıyor. Aslında bunun nedeni, genel kanının aksine, çalışmak bizi, hiç birşey yapmadan aylak aylak durmaktan daha çok mutlu etmesidir. Hatta bilimsel bir çalışmaya göre, aynı anda çok iş yapan (multitasked) kişiler duygusal anlamda, tek bir göreve odaklı kişilerden daha çok doyum sağlamaktaymış. Gerçi bir başka çalışmaya göre, bu doyum kişinin yaptığı işi sevmesiyle ilişkili olabileceğini de ortaya koyuyor; elbette kimse sevmediği bir işten zevk almaz. Ama eğer meşgul olmaktan hoşlanabileceğiniz şeyler buldunuz mu, mutlu oldunuz demektir :).

Peki ama insan neden meşgul olmaktan zevk alıyor ? Bunun nedeni, insan beyninin kendisini motivasyon içinde tuttuğunda dopamin denilen bir kimyasal salgılamasıymış. Doğal olarak salgılanan ama bağımlılık yapan suni maddelerle de etkinleştirilebilen bu dopamin hormonu, insanı üretken yapan oto-düzenleyici sistemin önemli bir parçası. ve pratikte, çok iş yaptıkça, daha çok salgılanıyor. Ve belli bir süre sonra bu kişiyi işkolikliğe kadar sürüklüyor. … ilginç bir bağımlılık. o_O

Kavga Etmek; Bilirsiniz, dünya gittikçe kalabalıklaşıyor, ve etrafımızda ister istemez çeşit çeşit insan oluyor. Bu çeşitlilik arasında elbette bazı anlaşamadığımız tiplerde olmadan olmuyor. Aslında bakarsanız, agresiflik ve rekabet, atalarımızdan kalan bir iç güdü, ve bu iç güdü eski çağlarda genellikle kaba güçle doyurulurdu. Bu iç güdünün bugüne yansıması olarak, boks ve güreş gibi sporların popüleritesi gösterilebilir. Ama çok ilginçtir, insanın bu kavgacı iç güdüsüne başka bir açıklama da daha bulunulmuş…. Evet gerçekten çok ilginç, ve inanın-inanmayın ama kavga etmek seks kadar insana harika geliyormuş.

Farelerin kullanıldığı bir deneyde, bir kafese önce erkek ve dişi fare konulmuş. Bunlar bir süre böyle romantik takılırlarken, dişi fare başka bir yere alınıp, yerine yabancı bir erkek fare konulmuş. Elbette bizim önceki fare, dişisi gitti diye, hıncını yeni gelen fareyi dövmekte bulmuş. Bunlarda bir süre dövüştükten sonra, bu sefer yabancı fare yan kafese alınmış, ama öyle bir düzenek yapmışlar ki, bizim erkek fare istediği zaman kafesindeki bir düğmeye basıp, yan kafese alınmış farenin kafesine giden yolu açabiliyormuş. Ve evet, bizim fare aynen bunu yapmış, ve yan kafesteki diğer fareyi dövmeyi sürdürmüş. Sonra bilim adamları bizim fareye, Dopamin engelleyici bir iğne yapar, ve sonrasında fare artık kavga etmeyi keser.

Fareyle aynı memeli takımında olduğunu için, bu durum insan için de geçerli. Ve hakkaten, eğer kavga eden kişilere rastlarsanız, onları çok iyi gözlemleyin, gerçekten kavgadan zevk alıyorlar gibi, sürekli kavgayı (sözlü yada fiziksel) uzattıkça uzatıyorlar (sanki haklılıklarını için değil de kavganın kendisi için kavga ediyorlar), taaa ki çevredekiler onları ayırıp, sakinleştirene kadar. Zaten bu sakinleşme sürecinde salgılanan dopamin seviyesi düşüyor, ve kavga isteği kayboluyor…. Sanırım Mutluluk yöntemleri arasında en tehlikeli olanı; Allah korusun birisinin gözü kararabilir…

Beklentiyi yüksek tutmamak; Aslında bu da, öyle yada böyle herkesin kendi kendine fark ettiği bir şeydir. Hayattan, gerçeklerden kopacak şekilde hayal kurmak, kafada şeyleri tasarlamak, ve sonra onların gerçek hayatta gerçekleşemediğini görmek, büyük hayal kırıklığı ve üzüntü yaşatır. Ama beklentiyi düşük tutmak, hafif kötümser olmak, yani bir şeylerin ters gideceğini sanıp ama aslında çok iyi gittiğini görmek, bizi rahatlatır ve mutlu eder. Bilim adamları bu durumu çeşitli deneylerle bilimsel olarak defalarca kanıtlamışlar. Hatta buna isim bile takmışlar; Odaklanma yanılgısı (focusing illusion); Yani bir şey hakkında, hiç iyi yanlarını görmeden aşırı derecede olumsuz düşünmek, ve sonrada kişinin bu düşüncesinde yanlış olduğunu görüp rahatlaması.

Ama elbette bunun da belli bir ayarı olmalı. Hayal kırıklığına uğramamak için sürekli kötü ve negatif düşünmek, hiç hayal kurmamak biraz fazla can sıkıcı olabilir. Yada belki de hayal dünyamızla gerçek dünyayı kesin çizgilerle ayırmak, yada çok beklentiye girmeden hayallerimizin zevkini çıkarmak gibi yollarda bulabiliriz. Çünkü hayal dünyamızı ve düşüncelerimiz sadece biz kontrol edebilirken, gerçek hayata etki edebilen sonsuz parametre var. Tüm bu parametreleri kontrol altına almak, yada en azında onları anlamak veya öngörmek imkansız olabileceğinden, neyin hayal neyin gerçek olabileceğini iyi tartmak gerekir, bence.

Angarya görev (Ev işi …vb) yapmak; Ev yada bahçe işi (çim biçme, çöp dökme, bir yerleri sıkıca ovma, temizleme bahçe işleri …vb) vari yorucu ve külfet gibi görünen işleri yapmak, bilim adamlarına göre psikolojik ve duygusal anlamsa mutluluk sağlayabiliyor. Bunun nedenlerinin başında kişiye görevini yapmanın ve ailesine yada topluma bir anlamda faydalı olmanın tatmin duygusu yatıyormuş.

Hatta başka bir yoruma göre, görevini yapmanın tatmin duygusunun yani sıra, bu tarz işler aşırı yoğun fiziksel aktivite içerdiğinden de insanı iyi hissettiriyormuş; aynen spor yapmak gibi. Bunun gene iç güdülerimizle ilgisi var. Çünkü insan oğlu eski çağlarda (teknoloji ve uygarlıktan önce) fiziksel olarak aşırı aktif bir hayat tarzı içindeydi. Ama gelişen teknoloji ile birlikte son 100 yılda (ki bu insan türünün dünyada bulunduğu süreyle kıyaslanınca oldukça kısa bir süre) hayat tarzında büyük değişiklikler oldu, ve çok daha hareketsiz bir yaşama dahil olduk. O nedenle, bir şekilde ağır fiziksel efor içeren eylemler içine girdiğimizde, eski çağlardan kalma içgüdülerimiz bundan tatmin sağlayabiliyor.

Ölümü Düşünmek; Bu da oldukça ters köşe bir yöntem. Sanki ölümün üzüntü verici trajik bir imajı var gibi algılanır. Sonuçta (kişisel inançların varsayımlarını bir kenara tutarsak), ölüm tam bir belirsizliktir, ve insan belirsizliklerden ürker. Ama bir bilimsel araştırma bunun tam tersini ortaya kormuş. Araştırmanın sonucuna göre, ölümle ilgili şeyler (mezarlık, cenaze …vb) bizi üzmek bir kenara rahatlatabiliyormuş. Bunun sebebi ölümün bize hayatın kısalığını, ve sonlu olduğunu hatırlatıp, onun kıymetini daha iyi bilmemizi sağlaması, ve hayatı daha nitelik ve tatminkar yaşamamıza yol açmasaymış. Ayrıca ölümle ilgili şeyler hatırlamak, insanı görece daha “ahlaklı” ve “iyi biri” yapıyormuş. Çünkü bu kısacak sonlu hayatımızı daha iyi ve tatminkar yaşayabilmek için hayatımızı daha pozitif ve değerli kılmanın daha iyi bir insan olmaktan geçtiğini, herkes öyle yada böyle bilir.

One thought on “Garantili Mutluluk Yöntemleri

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s