Beasts of the Southern Wild – Düşler Diyarı

Bu bolg’u aslında uzak doğu retro-dövüş ve kahramanlık filmlerini tanıtmak için kurdum, ama arasıra başka türlerde de gerçekten etkeliyici işler çıkıyor. O nedenle bu günü başarılı bulduğum ama diğer türlerde olan bazı işleri önermeye ayırdım.

İlk önereceğim film (ki bir çoğunuz zaten görmüş olabilir), bir önceki post’a grafiğini verdiğim, Pi’nin yaşamı (Life of Pi). Angle Lee, tek bir türe takılmayan, Stanley Kubrick gibi her türden film projesine el atabilen bir yönetmen. Wuxia-Drama’dan Çizgi roman (Hulk) uyarlamalarına kadar oldukça geniş bir çalışma alanı var, ama buna rağmen duygusal tarzını koruyan bir yönetmen. Bu film (Life of Pi) de ise teknolojinin en son olanaklarını (3D) kullanılarak görsel açıdan gerçek anlamda bir ziyafet sunmuş. Hikaye bazında da macera iyi başlayıp gelişiyor, ama kendi açımdan filmin tek kusuru sonunun birazcık klişe bitmesi, ama o kadar kusur kadı kızında bile olur. Kısacası, hala daha görmediyseniz sakın kaçırmayın.

İkinci film ise Beasts of the Southern Wild – Düşler Diyarı. Kısa film yönetmenliğinden sonra, ilk uzun metrajlı olarak bu filmi çeken yönetmen Benh Zeitlin, bence kelimenin tam anlamıyla kalbimizi 12’den vurmayı başarıyor. Her ne kadar hikayenin kahramanları, yeri (New Orleans), mekanı (vahşi doğa), hayat tarzları ve kültürleri azınlık bir kesime hitap ediyormuş gibi gözükse de, bu hayatın çok dışındaki insanları bile filme çekebilecek ilginç bir efsuna sahip bu film. Bu bakımdan bence es geçilmemesi gerekiyor. Ama baştan uyarayım, film bazılarına ağır ve yavaş tempolu gelebilir. Sonuçta yarı belgesel yarı sanatsal bir havada seyrediyor. Ama gören gözler için filmde ki satır aralarını yakalamak hem eğlenceli hem de düşündürücü. O nedenle bu filmi şimdilik yılın filmi seçip bu post’u onun ressimleriyle süslüyorum. Kabul, Ang Lee’nin filmi kadar görsellik yok ama onun hikayesinden daha orjinal ve gerçekten daha ruha dokunan.

Bonus olarak üçüncü bir iş daha tanıtacağım, ama bu film değil, bir tür dizi-film anime, yada jargonuyla bir ova. Bilen bilir Hellsing bir ara ülkemizde de yayınlanmış (Mtv sanırım) bir animeydi. Konusu çok çok kabaca şöyle; bir şekilde “köleleştirilmiş” aşırı güçlü bir vampirin (Alucard), kendi efendisinin (Integra) “coşkulu” emirleri doğrultusunda, kötü vampirleri avlaması konu ediliyor (not; Alucard’ı tersten okursanız aslında kim olduğunu daha açık anlayabilirsiniz). Mangası ve hafif üstün körü basit bir animesi olan Hellsing’in, son 1-2 senedir gayet kaliteli ve neredeyse mangasıyla birebir paralel olan Ova’ları yapılıyordu. Şu sıralar bu ovanın finali olan 10. ova yotüpde ingilizce altyazılı bir şekilde belirmiş durumda. Yani vaktiniz varsa, Hellsing’in 10 ovasını birden bir çırpıda izleyip, keyfini çıkarabilirsiniz. Çünkü benim gibi daha önceden başlayanların, bu ovaların çıkmasını beklerken neredeyse saçları ağarıyordu. not; ayrıca bir ara vaktim olursa Hellsing’in de özel bir tanıtımını yaparım. Çav !

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s