Kılıç Yapımı – Sword Making

Tarih boyunca kılıç yapımı demir işçiliğinin ve demircilerin ana çalışma konularından biri olmuştur, ve bir çok çeşit malzeme, alet ve teknikle yapılma yöntemleri vardır. Her ne kadar kılıçların kalite değerlendirmesinde bir çok ölçüt olsa da, genel olarak 4 ana ölçütte değerlendirilebilir, bunlar; sertlik, mukavemet, esneklik ve denge’dir.

Genellikle iyi bir kılıç, kendisini taşıyacak kadar sert, darbelere karşı mukavemetli, ve onları abzorve edecek kadar esnek, ayrıca tutuş kolaylığı için dengeli olmalıdır. Ama bazı kılıçlar, başka türlü bir işlevsellik kazandırmak uğruna, özellikle bu ölçütlerin dışında yapılırlar. Mesela bazı Çin kılıçları özellikle çok yumuşak ve esnek yapılarak, güzel sesler çıkarması ve sesle birlikte olağandışı esneklikle rakibi şaşırtması amaçlanır. Bazı kılıçlar ise özellikle “dengesiz”, yani ağırlık merkezi kabzasından görece uzakta, yapılırlar. Bunun nedenini şöyle açıklayım; Tahmin edilebileceği gibi eğer kılıcın ağırlık merkezi kabzasına yakın olursa kılıç tutuşu daha rahat olur ve silahşör onu daha canlı ve kıvrak kullanabilir; bu durumda kılıç “Dengeli” denir. Ama ağırlık merkezi kabzadan uzaktaysa tutuş zorlaşır, tutmak için daha fazla güç sarfedilir ama avantaj olarak öncekinden çok daha sert darbelerle vurabilirsiniz. Bu durumu balta dinamiğine benzetebiliriz, mesela. Baltanın da ağırlık merkezi kabzadan oldukça uzakta ve neredeyse tam ucundadır ama buna karşılık balta darbesi kılıçtan çok daha güçlü olur. İşte bu yüzden, darbe gücünü arttırmak gibi nedenle, bazı kılıçlar özellikle “dengesiz” yapılır. Gerçi esasen kılıcın ana özelliği keskinliği olduğundan genellikle “dengeli” kılıçlar daha çok tercih edilir, ve kılıcın keskinliği olabildiğince artırılır. Öyle ki en hafif hareketle bile, kılıç herşeyi kolaylıkla kesebilecek duruma gelir. Böylece baltada dinamiğinde olduğu gibi extra darbe gücüne gerek kalmaz, iş tamamen silahşörün atikliği ve kıvraklığına kalır.

Kılıç yapım sürecine gelirsek, kabaca 3 temel aşamaya ayırabiliriz; Form vermek, Isıl işlemler, ve son olarak süsleme, yani cilalama, bileme işlemleri. Kullanılan malzeme türü, coğrafya, çağ gibi bir çok faktöre bağlı olarak bu işlemler değişiklik gösterebilir.

Şekil Vermek; Metal işçilik tekniklerine göre, kılıçlar bir çok şekilde yapılabilir. Ve her çağın ve coğrafyanın kendine has bir kılıç şekli vardır.

Yöntemlerden birinde, yüksek ısı ile ısıtılan metal iyice yumuşatılır. Sonra da çekiç ve örs arasında dövülerek form verilir. Katana yapımı buna güzel bir örnektir. Ayrıca bu dövme işlemi günümüzde makinelerle de yapılabilmekte. Başka bir yöntemde ise demir sıvı oluncaya kadar ısıtılıp basitçe bir kalıba dökülür. En basit yöntem ise, çağımızın teknolojisi kullanılarak metale torna benzeri bir  makinada şekil vermek ve zamandan oldukça tasarruf etmektir. Gerçi bu son yöntem bir çok kılıç sever tarafından şiddetle eleştirilir ve gerçek kılıçların geleneksel yöntemle yapıldığı, makine kılıçlarının ise süs kılıcı olmaktan öteye gidemeyeceği savunulur.

Isıl İşlemler; Kılıca şekil verdikten sonra, 3 temel ısıl süreçten geçirilir; Normalizasyon, su verme (sertleştirme) ve temperleme (gerginlik giderme).

Şekil verme sürecinde, demirin içinde bazı gerilmeler oluşabilmektedir. Çünkü şekil verirken de bazı ısıl işlemler uygulanır ve ayrıca çekiçle vurma aşamasında bazı yerler diğerlerinden fazla çekiçlenmiş ve gerilmiş olabilir. Eğer bu gerilmeler kılıcın içinde kalırsa kılıcı oldukça kırılgan ve zayıf kılar. Bu gerilmeleri yok etmek için metale “normalizasyon” denilen bir süreç uygulanır; yaklaşık 750 C°’ye ısıtılan kılıç dikkatlice ve yavaşça soğutulur. Yavaşça soğutulmasının sebebi karbon yanmasının önüne geçebilmektir, çünkü karbon demiri güçlendiren, çeliğe dönüştüren bir maddedir. Kısacası Demir+Karbon=Çelik’tir, ve metalden karbonun yok olması istenmeyen bir şeydir.

Daha sonra su verme işlemi uygulanır. Su verme’nin mantığı çok basitçe şöyledir; Demir molekülleri aslında küp şeklindedir ve bu küpün köşelerinde birer demir atomu vardır. Çeliği (Demir + Karbon) 900 C° kadar ısıtınca, Austenit denilen bir faza gelir ve böylece küpün köşelerinde ve ortasında birer demir atomu, demir atomlarının arasında da karbon atomları yer alır.  Eğer çelik yavaşça soğutursak atomlar tekrar köşelere döner. Ama aniden soğutulursa atomlar köşeye dönemez ve ortada bir yerde sıkışır. O zaman küp şeklindeki kristal uzar diktörtgenler prizmasına döner, hacmi artar ve kendi etrafında çarpılır. Bu faza martenzit denir.

Yapılan bu işlem pratikte “çeliğe su verme” işlemi olarak nitelenir. Ancak martenzit içerisindeki olağanüstü gerginliklerden ötürü kullanılabilir bir yapı değildir. Hemen aşağıda anlatılan temperleme işlemi sonucu martenzit yapıdaki gerginlikler giderilir ve çelik kullanılır hale gelir. Bundan başka molibden, vandalyum, kalay gibi elementler de katılarak çeliğe değişik özellikler verilir. Örneğin molibden ısının eşit dağılımını sağlamaya yarar. Molibden katmazsan sadece dışı sertleşir, ortası yavaş soğuduğundan yumuşak kalır.

Son ısıl işlem olan Temperlemede ise metalin kalan gerilmeleri giderilir; Su verme işleminden sonra metal karbonca aşırı doymuş yarı kararlı bir fazdadır. Çok sert ve gevrek olduğundan özellikle çarpma mukavemeti düşüktür. Bu olumsuzluğu gidermek için su vermeden sonra metal 300-400 C de tavlanır ve artık gerilmeler giderilmiş olur. Sertlik biraz azalır ancak tokluk önemli ölçüde artar ve yapı kullanılabilir bir duruma gelir. Temperleme sıcaklığından sonra bazıları çeliğe tekrar suya sokar. Halk arasında “ çeliğe çifte su verildi” nitelemesinin nedeni budur, aslında temperleme işlemi sonrası suya sokulmasada da bunun bir önemi yoktur. İşlem sonucunda çelik genellikle maviye çalan bir renk aldığından “mavileşme” denilen işlem de aslında temperleme işleminin ta kendisidir.

Bileme ve Cilalama; Isıl işlemler bitip kılıcımızı yeterince sert ve sağlam yapabildikten sonra, ince işe yani bileme ve süsleme aşamasına geliyoruz. Elbette kılıcın en önemli özelliği keskinliğidir ve eğer bir süsü kılıcı yapmıyorsak, bileme kesinlikle atlanmayacak bir süreçtir. Kılıcımızı biledikten sonra, cilama, süsleme (oyma yada kakma), ve kabza takma gibi süreçler gelecektir. Bu aşama da tamamen çağa, coğrafyaya ve zevke göre değişen ve kılıç çeşitliliğini eğlenceli bir şekilde artıran bir süreçtir.

İlerleyen haftalarda, değişen çağ ve coğrafyalara göre Kılıç çeşitlerine de değineceğim ^_^

Ayrıca, bu iletide sunulan resimler, Japonya’da 9 nesil boyunca kılıç (katana) yapım ustası yetiştiren bir ailenin atölyesi ve şu anki baş kılıç yapım ustası, Takahashi Daiki‘nin resimleridir. Yaklaşık 250 yıl önce ilk olarak Hokke Saburo Kiyofusa‘a tarafından ailede başlatılan bu gelenek, nesilden nesile geçer ve her neslin aile başı, Hokke Saburo ismini devralarak Kılıç yapım ustalığını sürdürür. 2002’de, Hokke Saburo Nobufusa ismini babasında devralan 70 yaşlarındaki Takahashi Daiki ise bu ailenin şu anki başıdır, ve eski geleneklere göre katana üretmeye devam etmektedir. Aile hakkında daha çok görsel bilgi için resim galerisini ziyaret edebilirsiniz; Galeri.

Kaynaklar; Wikicebehane/forumben bugun bunu ogrendim.celik

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s