Vertical Ground – Dikey Kampüs

George Kontalonis, Jared Ramsdell, Nassim Es-Haghi, Rana Zureikat;

The “Vertical Ground” project reexamines the “norm” for the organization of college campuses. Students today want proximity to the culture, activities and networks available in urban settings, but typical campuses are horizontally oriented and require large swaths of land for development, which are increasingly rare in desirable urban areas. By orienting a college campus vertically instead, colleges can locate in dense areas and perhaps even better facilitate social communication amongst students and faculty.

20,000 students are located on a campus complex that is comprised of several towers that occupy a small city footprint, and are connected at varying heights by sky bridges. By spacing programmatic needs properly throughout the towers, the vertically orientated campuses can give students both space for privacy and opportunities for dynamic interactions with others….

evolo.us/competition/vertical-ground

Dikey Kampüs projesinde, alışık olduğumuz kampüs normları yeniden gözden geçiriliyor. Normalde üniversite kampüsleri, yatay bir şekilde geniş ovalarda genişledikleri için, şehir dışında ve neredeyse kentten izole şekilde kurulmaktadır, ama değişen zamanla birlikte artık öğrenciler şehirlerde ki kültür, aktivite ve kentsel ağlara daha yakın olmak arzusu içindeler. O zaman kampüsleri yatay ve şehir dışında değilde dikey ve şehir içinde kurabilirsek, öğrencilerin şehirlerde ki sosyal hayatla olan bağları kopmamış olur, ayrıca öğrenci ve fakülteler arasındaki sosyal iletişim eskisine göre daha da kolaylaşabilir.

Ortalama bir kampüs barındırdığı yaklaşık 20,000 öğrenci ve akademik elemanını ile birlikte, neredeyse küçük bir şehir kadar yer işgal eder; ve bu da yaklaşık bir kaç şehir gökdeleni eder. Bu gökdelenler birbirlerine değişik yüksekliklerden “gök köprüleri” ile bağlanabilirse, şehir içinde gayet uygun bir kampüs elde edebiliriz. Kulelerin iç planları ve alanları uygun ihtiyaçlar doğrultusunda akıllıca düzenlenip, öğrencilere hem özel alanlar hemde diğerleriyle olacak dinamik etkileşim için olanaklar sunulabilir. Bu amaçla, Kampüs Kule’nin topolojisi kümelenmiş departmanlardan, ve Uygulamalı bilimler, Tasarım ve Sosyal bilimlerden oluşan 3 ana okulun arasında yer alan açık alanlardan oluşacak.

Tasarımcılar, süper blok bir gökdelenden oluşacak bu proje için Manhattan içinde yer alan 2 deneme alanı düşünüyorlar. Ama tasarımcıların tek düşündüğü yer seçmek değil elbette. Mesela aydınlatma koşullarından zemin kısıtlamalarına ve diğer binalara olan ilişki ve uyum durumlarına kadar, bu yeni nesil kampüs projesi yeni sorunlara da gebe olabilir. Özellikle “Çevresel Uyum Kısıtlamaları” oldukça ilginç bir problem olmakta; mesela New York Chelsea semtinin görünümü Midtown semtinden oldukça farklı, çünkü Midtown semti daha uzun binalara inşaat iznine izin veriyor. Bu durumda Chelsea’da kampüs inşa etmek oldukça zorlu olacaktır. Halbuki tasarımcılar dikey yöndeki genişlemenin programatik esneklik ve dinamik etkileşim fırsatları yönünden, yatay yöndeki genişlemeden daha iyi olduğunu ısrarla idda etmektedir.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s