Mountain City – Dağ Şehri

Charly Duchosal;

With today’s weight of cities on the landscape, we tend to lose our original relationship with nature. The cities are getting bigger, larger, and higher as the population increases and our connection to natural landscape is disappearing. Urban planners and architects have been trying to recreate nature in cities by drawing parks and planting trees on streets. The implementation of these “green parts” in cities has nothing to do with nature in its original state.

Instead of trying to force nature into the city, we should adapt the city to nature. For example, living underneath the earth allows us to preserve most of its surface. We know that verticality allows cities to face the increasing needs for density.

The design for this city is set in a wild landscape inside a mountain to preserve the development of nature around it. A geothermic plant is the logical solution to provide energy to the city. The main condition for this is that the city should be located in a geographic zone with high geothermal gradients – active tectonic and volcanic areas.

Iceland is the ideal location for this city because the country has significant energy resources provided by its unique geology. In 2007, statistics showed that 66% of the primary electricity of this country came from geothermal energy.

evolo.us/mountain-city

Bu günlerde şehir hayatının ağırlığı yüzünden, doğa ile olan gerçek bağımızı kaybetme noktasındayız. Şehirler, artan nüfusla birlikte gittikçe büyüyor, genişliyor ve yükseliyor, ve böylece doğa ile olan bağlantımız kayboluyor. Şehir planlamacıları ve mimarlar, şehirlere daha çok park ve sokaklara daha çok ağaç dikerek doğayı şehre taşımaya çalışıyorlar. Ama açıkçası bu “yeşil alanlarla” şehirlerde yaratılmaya çalışılan “doğa” ile, gerçek “özgün doğa” arasında pek bir alaka olamıyor.

Bu yüzden, doğayı şehirlerin içine doğru zorlamaya çalışmak yerine, şehri doğaya uydurmak daha iyi olacaktır. Mesela, yeraltında yaşam alanları yaratmak, yer üstünde bir çok alan kazandıracaktır. Tahmin edilebileceği gibi, hızlı nüfus artışının en pratik çözümü, dikey (gökdelen, yada yerdelen) yerleşkeler yaratmaktır.

Aynı mantıkla, şehirler dağların içine kurulursa, hem doğal hayat korunmuş olabilir, hemde şehrin doğa ile bağlantısı kopmamış olur. Ayrıca şehir aktif tektonik ve volkanik alanlara kurularak, şehrin enerji ihtiyacı jeotermal enerji santralleri ile karşılanabilir.

Örneğin, İzlanda bu tür bir şehir için ideal bir yer olabilir, çünkü eşsiz jeolojisi önemli enerji kaynaklarını sağlayabiliyor. Ayrıca istatistiklere göre, 2007’de bu ülkenin enerji ihtiyacının %66’sı jeotermal enerjiden karşılanmış.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s