Citadel Skyscraper – Kale Gökdeleni

Victor Kopieikin, Pavlo Zabotin;

Natural disasters, the threat of technological meltdown and even the possibility of visitors from space all present a need for cities and even countries to reorganize to implement infrastructure that can protect people from possible catastrophes.

The “Citadel Skyscraper” project is imagined for Japan because of the numerous natural and manmade disasters that have struck the region in recent years. The project proposes a three-part implementation of new structures with an end result of protecting the island with a fortress-like defense shield.

The first part involves a restructuring of the land use of all of the country’s major cities as residents are moved out of the city proper. …. The second part specifies the location of these citadels: They will be lined up as a single “sheet”, creating a barrier 2-3 km from the shoreline that can protect the mainland from tsunamis…..

The third part of this plan involves a skyscraper design that can protect its inhabitants. The prototypical skyscraper for this project has a metal frame; its foundation is poured at a depth of 1,200 meters and it reaches 500 meters into the sky. By burying the structure so far into the earth, it is protected from seismic activity (earthquakes up to a magnitude 11), waves (up to 40 feet tall) and man-made disasters (such as the explosion of atomic weapons). A system of bars forming a single, one-piece shield around the building serves as its protection system. They are energetically self-sustaining, using wave power for energy generation, and they have live fish tanks to provide food for residents.

The citadels mainly function as residential structures, but every 50 meters there are recreation areas and mini parks. The buildings also feature restaurants, cafes, shops, cinemas and laundromats. If the citadel’s outer shield is closed completely in anticipation of disaster outside, the building is ventilated by blowers located every 100 meters that are connected to a system of niches filled with hydroponic algae that produce oxygen by absorbing carbon dioxide. The citadels are connected with the city and the coastal zone by above ground, high-speed trains that run through 4 systems of tunnels.

evolo.us-citadel-skyscraper

Doğal afetler, sadece canlara ve huzura tehdit olmakla kalmayıp, başta teknolojik altyapı olmak üzere diğer tüm alanlarda yıkıcı olup ağır maddi kayıp ve maliyetlere sebebiyet vermektedir.

Bu “Kale Gökdeleni” projesi ise, Japonya’da son zamanlarda görülen bir çok doğal ve yapay felaketten ibret alınarak geliştirildi. Bu projede, 3 bölümlü bir tür sığınak uygulaması önerilerek, felaketlerden sanki bir kalkan gibi korunan bir kale savunması geliştirilmiş.

İlk bölüm, ülkenin kalabalık şehirden tahliye olan vatandaşların kullanımına sunulan, bir yeniden yapılandırılmış araziden oluşacak. Normal iş ve ticaret merkezleri, eski şehirlerde kalacak, ama şehir sakinleri deniz kenarında konuşlanan ve kendi kendine yetebilen kale gökdelenlerine yerleşecek.

İkinci kısımda ise Kale Gökdelenin hisarlarının yeri konumlanacak; mesela Tisunamilerden korunmak için 2-3 km uzunlukta şerit şeklinde bariyerler dizilebilir. Ayrıca Gökdelenin çevresine de dalga-kıran, drenaj (gel-git) kanalları yerleştirilip, 50 metrelik dalgalardan korunaklı duruma getirilebilir. Bunlar ayrıca, 1,200 metre derine gömülmüş, bağlantılı fiber yelken serileri ile desteklenebilir. Böylece dalgalar yelkenlere vurduğunda, yapacakları salınımlarla şiddeti sönümleyebilirler.

Üçüncü bölüm ise, vatandaşların barınıp rahatça yaşayabilecekleri yerler, yani gökdelenin kendisi olacak. Metal iskelete sahip olacak yapının temelleri 1,200 metre derine inip gökyüzü tarafında ise 500 metreye kadar ulaşacak. Yapının temellerinin bu kadar derinde olması, şiddeti 11 kadar olan depremlere ve 40 metrelik dev dalgalara karşı dayanıklı yaptığı gibi, insan yapımı felaketlere karşıda (mesela Atom Bombası, yada nükleer santral patlaması… gibi) koruyabilir. Ayrıca uygun malzemelerden yapılmış, bariyerlerden oluşan tek parça bir kalkan binanın yüzeysel korumasını destekler. Tüm bunlara ek olarak, deniz kenarında konuşlanmasının avantajını kullanarak, dalga gücünü enerjiye çevirip, içinde yaşayan vatandaşların beslenmesi için canlı balık tanklarını kullanarak, Yapı kendi kendine yetebilen bir sistem sunabilir.

Yapı temel olarak barınma amaçlı bir fonksiyon gösterse de, çevre kısımlara vatandaşların rahatlayabilecekleri park ve tesis alanları kurulabilir. Tesisler kafe, lokanta, dükkan ve sinemaları içerebilir. Eğer “Kale Gökdeleninin” dış kalkanı, harici felaketlerden korunmak amacıyla tamamen kapatılmışsa; CO2’i emerek oksijen üreten hidroponik yosun dolu nişler sistemine bağlı havalandırma sistemleri ile yapı kendisine temiz hava üretebilir. Bu “Kale Gökdelenleri”, olası felaket zamanlarında şehirlerden kolay tahliye sağlamak için, 4 tünelli hızlı trenler ile şehirlere ve sahil alanlarına bağlantılı olacaktır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s