Sandpainting – Kumresimler

Sandpainting is the art of pouring colored sands, powdered pigments from minerals or crystals, and pigments from other natural or synthetic sources onto a surface to make a fixed, or unfixed sand painting. Unfixed sand paintings have a long established cultural history in numerous social groupings around the globe, and are often temporary, ritual paintings prepared for religious or healing ceremonies. It is also referred to as drypainting. Sandpainting became a tradition in some places like Native America (for cure by  Medicine Man or shamans) and Tibetan (Mandalas by monks). Although this practice is seen as a ritual and done with special ceremony, it apply as modern or street art in modern life also.

Sandpainting (Kumresimleme) dökme kumla yapılan bir sanat türüdür. Kumların renk çeşitliliği genellikle doğal minarel ve kristallerin pigmentlerinden gelir, ama günümüzde sentetik bir şelildede renkli kum üretimi yapılabilmekte. Bu metodun diğer bir adıda kuruboyamadır, ve bunların uygulaması kalıcı yada geçici olmak üzere temelde ikiye ayrılmaktadır. Geçici uygulamaları genellikle eski gelenekselleşmiş kültürerde, dini ayinler için yada iyileştirme büyüleri için yapılmaktadır. Mesela Amerikan yerlileri bu metodu hastaları iyileştirmek için yaptıkları seremonilerde kullanır (Medicine Man yada şaman), ayrıca Tibet rahipleride dinleri gereği Mandala, yani sembolik bakımdan meta veya mikro kozmosu gösteren şekilleri, resmetmekte kullanılır. Eski geleneklerde bu metod ulvi bir uygulama olarak görülse de, ayrıca günümüzde modern ve sokak sanatlarında da uygulama alanı bulmuştur.

Such as artist Joe Mangrum (see above) beautifies streets and museum floors in major US cities. What’s most amazing is that this artist comes up with his highly detailed, often symmetrical pieces without any advance planning. [see mymodernmet].

Mesela, Joe Mangrum (yukarıda) bu metodu cadde, sokak ve çeşitli müzelerin zeminlerine uygulamaktadır. Görüleceği üzere sanatçının uygulama tarzı doğaçlama ve önceden planlama olmasa bile, oldukça oldukça ayrıntılı ve simetriktir.

Also Japanese artist Motoi Yamamoto creates incredibly intricate mazes made entirely out of salt, like sand ! [mymodernmet];

The story about why Yamamoto started down this path is a sad and tragic one. He was a third-year student at the Kanazawa College of Art in 1996 when his younger sister died at the young age of 24 — two years after being diagnosed with brain cancer. To ease his grief and to honor her memory, he starting working on these installations. Salt has a special place in the death rituals of Japan, and is often handed out to people at the end of funerals, so they can sprinkle it on themselves to ward off evil.

Since 2001, he’s been creating these amazing floor installations by filling a plastic bottle, usually used for machine oil, with white salt and then sprinkling it on the floor. The Hakone installation (seen above and immediately below) looks like a giant tree with vein-like branches. Working 14 hours a day, it took him two weeks to complete.

As he told Japan Times, “I draw with a wish that, through each line, I am led to a memory of my sister. That is always at the bottom of my work. Each cell-like part, to me, is a memory of her that I call up, like a tiff I had with her over a pudding cake she took from the fridge. My wish is to put such tiny episodes together.”

* The death of his Sister from Brain cancer, and similarty in his salt paintings to brain curvature, (or Neron instalment) are quite meaningful !

Ayrıca japon sanatçı Motoi Yamamoto, tuzları (kum gibi) kullanarak inanılmaz komplike labirentler yaratabiliyor.

Yalnız Yamamoto’nun bu işe başlama sürece trajik ve üzücü bir şekilde olmuş. 1996’da Kanazawa Sanat kollejinde 3’üncü senesindeyken, 2 sene önce beyin kanseri teşhisi konulan 24 yaşındaki ablası ölmüş. Acısını hafifletmek için ve ablasının anısına bu tuz motifleme işine başlamış. Ayrıca belirtmek gerekir ki, Tuz’un Japonya’daki cenaze merasimlerinde önemli bir yeri vardır; ve cenaze sonunda ellerine aldıkaları tuzu üzerlerine serperek kötülükleri savuştururlar. 

Yamamoto 2001’den beri, plastik bir şişenin içine doldurduğu tuzları, , günde 14 saat çalışarak, zemine düzgünce serper ve bu harika labirentleri oluşturur. Ve tüm işi tamamlaması yaklaşık 2 haftasını alır. Uygulaması genellikle labirent yada çok büyük bir ağacın sayısız dalları şeklinde olur.

Verdiği bir beyanatta; “her çizdiğim çizgiyle ablamın anılarına ulaşan bir yol olarak görüyorum. İşimin esas temeli budur. Her bir hücresi bana ondan başka bir anıyı, mesela buzdolabından bir kek almasını hatırlatıyor. Dileğim tüm bu anı parçalarını bir araya getirebilmek

* Ablasının beyin kanserinden ölmesi, ve çizdiği tuz resimlerinde bir tür beyin kıvrımına, yada neron düzenine benzemeside oldukça manidar !


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s