Maksim Gorki, Ekmeğimi Kazanırken ….

* For English ….

Maksim Gorki, Ekmeğimi kazanırken kitabından;

“İki kişiliğim vardı: biri hayatın kirli ve iğrenç yönlerini oldukça fazla tanıdığı için biraz ürkekleşmişti. Her gün karşılaştığı korkunç olaylardan etkilenen bu kişilik, hayata ve insanlara güvensizlikle kuşkuyla bakıyordu; kitaplar arasında münzevi ve sessiz bir hayatı özlüyordu. Bir manastıra kapanmayı, orman ya da tren bekçisi olmayı hayal ediyordu. İnsanlardan uzak, ıssız bir hayat onun idealiydi.

Dürüst ve akıllıca yazılmış kitapların kutsal ruhundan güç alan ikinci kişilik ise, her gün karşılaştığı acımasızlığın egemenliğini görüyor, bu gücün ne denli büyük kolaylıkla onu kafasından mahrum edebileceğini; çamurlu ayaklarıyla kalbini parçalayabileceğini hissediyor ve dişlerini kitlemiş, yumruklarını sıkmış, tüm tartışmalara ve dövüşlere hazır halde, kendini büyük bir özenle savunuyordu. Bu kişilik, etkin olarak seviyor, acıyor ve Fransız romanlarına (yada WuXia Romanlarına) yaraşır bir tarzda, kılıcını kınından çekerek dövüş durumunu alıyordu.”

İnsan kurallarla doğmaz. Toplumsal bir ortam içinde geliştikçe kurallar onun bir parçası olur, onlarla bütünleşir. Toplumsal ortam, onun ailesinden, oyun ve okul arkadaşlarından ve içinde olduğu toplulukta ilişkide bulunduğu insanlardan oluşur. Bu kadarı da yetmez. Bir insan, doğumundan başlayarak gördüğü ve kullandığı nesnelerden; dinlediği ninniler, ezgiler, masallar,efsaneler, okuduğu kitaplar ve dergilerden; sözün kısası, yaşamı boyunca karşılaştığı her şeyden etkilenir, psikolojik terimlerle uyarılır ve güdümlenir.

Gorki yaşamında karşılaştığı iğrenç olayları niye yazdığını açıklar; ” Bu iğrenç şeyleri niye anlatıyorum ? Öğrenesiniz diye sayın baylar ! Çünkü bu anlattıklarım bir mazi değildir, geçmiş şeyler değildir. İyi uydurulmuş korkunç sahneleri seviyorsunuz, hayal ürünü tüyler ürpertici öyküler sizi hoş bir şekilde heyecana getiriyor. Oysa ben korkunç olan gerçek şeyler, tüyler ürperten günlük olaylar biliyorum. İşte, nasıl yaşadığınızı, ne ile yaşadığınızı hatırlamanız için, bu olaylara ait öykülerle sizi tatsızca heyecanlandırmakta yadsınamaz bir hakkım var.”

….. Rus köylüsünün hayatını yakından inceleyen Gorki, köylülerin maddeci, pragmatist, tutucu, sofu, duygusal, kaderci ve hurafelere inanan insanlar olduklarını görür. Aziz dostu Romas‘la vedalaşacağı gün bu izlenimlerini ona anlattığı zaman Romans;

“Yargıya varmakta acele etmeyiniz ! Hüküm vermek kadar, dünyada kolay bir şey yoktur; fakat siz buna alışmayınız ! unutmayınız: Her şey geçer, her şey daha iyiye doğru değişir. Ağır ağır mı diyorsunuz ? Evet, yavaş ama köklü olur…. bakınız, her şeyi inceleyiniz, korkusuz olunuz, ama hüküm vermekte acele etmeyiniz ! Gene görüşelim aziz dost !”

* Alıntılar, Bilim ve Gelecek dergisinin Nisan 2012 sayısında yayınlanan,  Prof. Dr. Altay Gündüz‘ün Maksim Gorki üzerine notlar yazısından alınmıştır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s