6 Yalan Korsan Miti

The Secret of the Unicorn

For English: Cracked; 6-absurd-pirate-myths-everyone-believes-thanks-to-movies

Gözlerinizi kapatın ve bir korsan düşleyin. Muhtemelen büyük bir kısmınız Jack Sparrow tarzı, bir gözü bantlı ve hazinesini bir takım ıssız adalara gömen karikatür bir tip canlandıracaktır. Açıkçası çoğu Hollywood korsan filminin bize gösterdiği şekliyle korsanları canlandırıyoruz ama aslında gerçek bu mitlerden çok daha çarpıcı. İşte bunlardan 6’sı;

Korsanlar korsan gibi konuşur; Filmlerde korsanların kendilerine has bir konuşma biçimi, abartılı aksanı varmış gibi gösterilir. Mutlaka bir korsan filmi seyrettiyseniz bunu kesinlikle fark etmişsinizdir. Korsanlar aşırı pasaklı-maskülen gösterilirken konuşma biçimleri de hem sert hemde aşırı sarhoş bir kaba-sabalıkla yansıtılır. Johnny Depp’in efemine Korsanı hariç genellikle, korsanlar filmlerde böyledir !

Ama aslında filmlerde gösterildiği gibi, evrensel bir korsan konuşması yada aksanı kesinlikle yok: Ve böyle sanılmasının sebebi ise; 1983’de yayınlanan Robert Louis Stevenson’nın Hazine Adası kitabındaki aşırı karikatürize korsan tipleri. Bu Kitap o zamanlar o kadar çok tutmuş ki, daha sonra hemen hemen yazılan tüm kitap ve çekilen filmlerde o kitabın korsan şablonu baz alınmış. Bu şablona göre tüm korsanlar sanki İngiliz argosu ile harmanlı özel bir aksan kullanılıyor gibi gösteriliyor. Ama gerçekte Korsanlar dünyanın her yerinde ve her dilde ve çeşitte konuşabilirler.

Korsanlar Kayıp Gözlerini saklamak için Göz Bandı takarlar; Göz bandı en tanıdık Korsan aksesuarıdır, öyle ki, eğer bir korsan kostümü alacaksanız, göz bandı da mutlaka paketin içindedir. Tüm korsan filmlerinde ve kitaplarında, en azında bir korsan tayfasının gözünde bant vardır. Aslında sadece göz bandı değil, korsanların diğer uzuvları (el, bacak …vb) da genellikle eksik yansıtılma eğilimindedir. Sanki Korsanlar o kadar çok kanlı bir çarpışmaya giriyormuş ki böyle uzuvları eksiliyormuş izlenimi verilir.

Diğer kayıp uzuvları şimdilik boş verirsek, Korsanların aslında bir gözlerine göz bandı takmalarını nedeni, gemi depo ve kamaralarına girip çıkarken gözlerini karanlığa çabucak adapte edebilmekmiş. Bilirsiniz, çok aydınlık bir ortamdan direk görece çok karanlık bir ortama geçildiğinde göz hemen adapte olamaz ve bir süre körleşir. Bu geçici körlüğü önlemek için, bir göz hem kapatılır, karanlıkta tutulur. Böylece karanlık yerlerde o göz kolayca uyum sağlar, ve kapalı yerlerde pusuda bekleyen düşmana karşı avantaj sağlanabilir. Hatta bu yöntem bugün donanmada halen kullanılmakta.

Tüm Korsan gemilerinin Kuru Kafatası bayrakları vardır; Tüm filmlerde, Siyah zemin üzerine Kuru Kafatası simgesi olan bayrak sanki tüm korsanların “milli” bayrağıymış gibi gösterilir. Böyle bir simge seçilmesinin nedeni, Korsanları saldırıdan önce düşmanlarını olabildiğince korkutmak ve göz dağı vererek, sıcak savaştan önce bir tür psikolojik baskı yaratması olarak algılanır. O nedenle bu “uğursuz” simge kullanılır.

Ama gene gerçek oldukça farklı. Aslında Korsanlar saldırıdan önce bize belletilen o siyah bayrakları değil, ondan  çok daha basit ve sade olan Kırmızı bayrakları çekerlermiş. Ayrıca o siyah bayrakların dizaynı gemiden gemiye oldukça değişmekle birlikte, saldırı sırasında değil sadece eğlence yada normal zamanlarda bir tür özel gemi simgesi olarak kullanılırmış. Mesela bir kaç örnek buradan görülebilir. Özellikle kum saati zamanın kısalığını hatırlatır.

Denizciler (yada insanlar) Eğlencesine Korsan Olurlar; Durup, filmlerde bize gösterilen Korsan hayat tarzını hatırlayalım. Çalan, dövüşen, ganimetleri yağmalayan, her limanda bir sevgilisi olan, barlarda içki ve kadınlarla kafayı bulma odaklı bir korsan hayat desturu belletilir hep filmlerde. Sanki insanın hobisine yada alternatif bir tatil seçeneği olarak Korsan olası gelir. Ve filmlerde de, korsanlar sanki bu işi eğlencesine yaparmış gibi gösterilir. Yani korsanlık tehlikeli olduğu kadar eğlenceli bir şey gibi sunulur, nedense…

Ama aslında insanların korsan olmasını nedeni, önceki iş koşullarının oldukça beter olması, ve korsanlıktan başka seçenekleri kalmamasıdır. Sadece çok çok küçük bir azınlık kanunsuz hayat tarzından hoşlandığı için korsanlık yapmıştır. Ama çoğunlukla, özellikle eski zamanlarda, bir ticaret gemisinde namuslu bir tayfa olmak oldukça bezdirici bir işti, (sürekli aşağılanırlar, hor görülürler ve hatta en saçma sebepten işkence vari cezalara çarptırılırlardı) ve bu durum çoğu namuslu denizcileri korsanlığa itmekteydi.

Korsanlar hazinelerini gömüp yerlerini gösteren şifreli haritalar hazırlar; Korsanlar ne yapar ?; Hazineleri yağmalayıp ganimet toplarlar. Peki bu ganimeti ne yaparlar ?; Elbette hepsini bir sandıkta toplayıp gömerler (Nedense !!!). Korsan hikayelerinin en temel dayanağı, eski şifreli-hazine haritaları vasıtasıyla bu gömülü hazineleri bulmak, ve hazineyi korsanlardan kapmaktır (bir nevi çalınanı çalmaktır :P). Sanki korsanlığın temel amacı bu bulmaca tarzı haritalarla hazine gömülerini saklamak ve sonra bilmeceler çözerek gene bulmakmış gibi…

Aslında bu mit yarı yarıya doğru sayılır. Bir kaç korsan gerçekten hazinelerini gömmüşler ama bu “gömüler” hiçte süslü hikayelerdeki gibi, ancak şifreli haritalarla bulunabilecek gizli yerlere gömülmemişler. Mesela Sir Francis Drake adında bir İspanyol korsan, 1573’de taşıyamayacağı kadar çok ganimet yapınca, bir kısmını gömmek zorunda kalmış. Ama gömdüğü yer hiç de gizli değilmiş ki, Drake’in adamları daha sonra gizlice gelip tüm gömüyü kendilerine almışlar. Ayrıca buna benzer bazı korsan gömüleri daha olmuş, ama hepside dönemin Polisleri tarafından kolayca bulunu vermişler. Yani, gömü olmuş ama öyle şifreli yada gizli korsan haritası hiç olmamış…. Ayrıca çoğu korsan ganimetleri oraya buraya gömmektense, günü gününe (içkiye, kumara, kadına …vb) harcamayı tercih ederlermiş.

Korsanlar Sadece Altın Çalar; Şov dünyasında, Korsanlar gerçekten çok seçici ve yağmacılıkta belli bir “çizgisi” olan tiplermiş gibi yansıtılır. Yani korsanlar sadece altın, gümüş ve değerli taş (elmas, yakut, zümrüt, inci ..vb) dışında başka şeylere tenezzül etmezlermiş gibi gösterilir. Mesela her hangi bir korsan filminde, Baş korsanın mutlaka ağzına kadar altınla dolu bir sandığı yada odası vardır.

Altın ve diğer değerli metal ve taşlar belki iyidir hoştur, göz kamaştırır, amma, denizin ortasında ki ıssızlıkta sade altınla karın doymaz !!! Aslında eski ve şimdiki zamandaki çoğu korsan bir gemiye saldırdıklarında, öncelikle temel ihtiyaç maddelerini (yemek, konserve, su, hatta sabun …vb) yağmalarmış. Bunlar dışında belki “piyangodan” değerli bir şeye rastlarlarsa ceplerine atabilirler elbette. Ama bu gibi “değerli” şeyler korsanların pek de olmazsa olmazı değildir. Korsan yağmaladığı gemide, yeterince yemek ve hatta taze meyve (bilen bilir okyanusun ortasında taze meyve altından bile değerliydi eskiden) bulabilirse onun için siftah olmuştur bile :D.

About these ads

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s